Omurga; boyun bölgesinde 7 Cervical Omur, sırt bölgesinde 12 Thoracal Omur, bel bölgesinde 5 Lumbar omur ve kalça bölgesinde birbirine kaynamış 5 omurdan oluşan Sacrum ve Coccyx’den (kuyruk sokumu) oluşur.
Omurgada boyun, sırt ve bel bölgesinde 3 adet doğal kavis vardır. Bu kavisler sayesinde omurga üzerine düşen yük miktarı minimuma indirilir ve esnek hareket sağlanır.
Omurlar üst üste gelerek, içinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalını oluştururlar.
Omurga, omuriliği ve sinirleri korur ve vücudumuzun hareketini sağlar. Omurlar birbirlerine önde disk dediğimiz yastıkçıklar ile tutunurlar. Diskler omurların birbirine sürtünmesini önleyen yumuşak suspansiyonlardır. Disklerin görevi yürüme, oturma, yük kaldırma sırasında oluşan sarsıntıları emmek, omurların üzerine düşen yükü eşit olarak azaltarak, ağırlığı dengeli biçimde alt seviyeye iletmektir.
Omurga ayrıca ligamentler ve kaslar tarafından desteklenir. Ligamentler diskleri ve omurları yerinde tutan sağlam şeritlerdir. Kaslar ise hareketi denetler, omurgayı destekler ve sağlamlık kazandırır.
Omurilik ilgili omurların hizasından dallar vererek beynimizin verdiği emirleri, vücudumuzun diğer bölümlerine taşınmasından sorumludur.
Mutluluğumun anahtarını acaba nereye koydum?…
Kendi başınıza kalabileceğiz bir odaya gidin mümkünse odada bir mum yakın. İsterseniz uzanabilir, isterseniz de eller ayaklar çapraz olmayacak şekilde oturabilirsiniz. Gözlerinizi kapatın. İçinizden, ‘kendi içime, kalbime yolculuk yapmaya niyet ediyorum’ deyin. Her çakranıza, tepe çakranızdan başlayarak, burnunuzdan ve karnınızı şişirerek derin nefes alın üç saniye kadar nefesinizi tuttuktan sonra ağzınızdan verin.
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, zamanın birinde, gözleri ışıl ışıl, sevgi dolu, umut dolu, neşe dolu bir çocuk varmış. Bu çocuk hep anne ve babasını izler onları örnek alırmış. Okuma yazma bilmesede, annesinin kendine vakit ayıramadığına, bütün işlerin ona kaldığına, kimsenin ona yardım etmediğine dair annanesine telefonda isyanını, babasının annesiyle, o yattıktan sonra sudan sebeplerle bile olsa tartışmalarını dinler dururmuş. Çocuk büyümüş, büyümüş, ergenlik çağına gelmiş. Annesi gibi güzel ve kabiliyeli, babası gibi güçlü ve kararlı bir insan olmuş. Ne demişler armut dibine düşer. Anne ve babasının tüm karakterlerinin, daha yoğun hissedildiği bir kişilik haline gelmiş. O küçük çocuk bir bakmış ki kimse ona nefes aldırmıyor, herkes ne yapması gerektiğini söylerken, kendi isteklerine kimse kulak vermiyor. Sertleşmiş, isyankar olmuş, inatlaşmış etrafındaki örülmüş zinciri kırabilmek için kalbindeki sevgiyi öfkeye ve isyana dönüştürmüş. Anne baba da onu hiç anlamamış. Neden bu çocuk böyle, biz nerede yaptık demişler.
Çocukluğumuzdan beri yaşamımızın bir parçası haline gelmiş bizlerinde aynı kalıbı çocuklarımıza yaşattığımız bu formülü, kim ve neden bulmuştur?
Yaşamınızda artık bir rutin haline gelmiş olaylar, yapmayı üzerinize görev haline getirdiğiniz sorumluluk vaktinizin büyük bir bölümünü alan işler nelerdir? Hangi faktörler sizi uzaklara dalgın dalgın baktırır ve hep aynı kelimeyi söyletir “Keşke…”
Hayattan beklentiniz nedir? “Şu anda kendiniz için istediğiniz üç şey nedir?” Diye sorsam acaba ne cevap vereceksiniz?
‘Hayatta kendin için ne istiyorsun’ diye sorulduğunda, bir çok insan durup düşünmeye başar. Kiminin cevabı hazırdır; hemen, genel şeyler söyler ” aşk sağlık, para huzur, araba, ev ..” kimi, hemen sevdiklerini işin içine katar; “oğlum/kızım güzel bir liseye veya üniversiteye girsin, ay hayırlı biriyle birlikte olsun evlensin, mürüvvetini göreyim bana yeter… ” kimi bu soruyu duyunca bir süre sessiz kalır, daha önce hiç düşünmemiştir, kendi için birşey hayal etme fırsatı ya da zamanı olmamıştır. O yüzden “benim hiç bir hayalim yok ki ben bugüne kadar kendim için hiç birşey istemedim ki” der. Kimi de hayalini durup derin derin düşünür ve “Yaradanım şu anki koşullarımdan beni eksik yaşatmasın” der.