Serkan Sorguç

Size Özel Seanslarla Kendinizi Keşfedin…


Yorum bırakın

Omurga

omurgaOmurga; boyun bölgesinde 7 Cervical Omur, sırt bölgesinde 12 Thoracal Omur, bel bölgesinde 5 Lumbar omur ve kalça bölgesinde birbirine kaynamış 5 omurdan oluşan Sacrum ve Coccyx’den (kuyruk sokumu) oluşur.

Omurgada boyun, sırt ve bel bölgesinde 3 adet doğal kavis vardır.  Bu kavisler sayesinde omurga üzerine düşen yük miktarı minimuma indirilir ve esnek hareket sağlanır.

Omurlar üst üste gelerek, içinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalını oluştururlar.

Omurga, omuriliği ve sinirleri korur ve vücudumuzun hareketini sağlar.  Omurlar birbirlerine önde disk dediğimiz yastıkçıklar ile tutunurlar.  Diskler omurların birbirine sürtünmesini önleyen yumuşak suspansiyonlardır.  Disklerin görevi yürüme, oturma, yük kaldırma sırasında oluşan sarsıntıları emmek, omurların üzerine düşen yükü eşit olarak azaltarak, ağırlığı dengeli biçimde alt seviyeye iletmektir.

Omurga ayrıca ligamentler ve kaslar tarafından desteklenir.  Ligamentler diskleri ve omurları yerinde tutan sağlam şeritlerdir.  Kaslar ise hareketi denetler, omurgayı destekler ve sağlamlık kazandırır.

Omurilik ilgili omurların hizasından dallar vererek beynimizin verdiği emirleri, vücudumuzun diğer bölümlerine taşınmasından sorumludur.

 

 


Yorum bırakın

Mutluluğumun Anahtarı

imageMutluluğumun anahtarını acaba nereye koydum?…
Eskiden çilingirler maymuncuk adında bir alet kullanarak bir çok kapıyı açarlardı. Acaba mutlu olabilmek sağlıklı ve neşeli olabilmek huzurlu ve şanslı olabilmek için de, bütün bu kapıları açan tek bir anahtar var mı?
Varsa nerede? Nasıl ulaşabilirim? Bir anahtar her şeyi açar mı?
Hangi dine inanırsanız inanın her insan, Tanrının güzel bir parçasıdır. Güzel bir ışıktır. Bu muhteşem ışığı gölgeleyen ve bu ışığı yaşamanızı engelleyen birkaç faktör vardır. Bunların bir tanesi karmalardır. Atalarınızdan veya geçmiş hayatlarınızdan size gelmiş olan karmaların Okumaya devam et


Yorum bırakın

image

 

 

 

 

 

Maaşlı çalışan biriyseniz, genelde gününüzün en az üçte birini çalıştığınız iş yerinde geçiriyorsunuz demektir. Hele bir de prestijli bir binada bulunan ofisin, herbir boşluğunu değerlendirmek adına workstation denilen 1,5 metreye 2metre ölçülerinde olan ve dörtlü, altılı, sekizerli gruplar halinde yerleştirildiğiniz çalışma istasyonlarında işinizi yapmaya çalışıyorsanız, etrafınızdaki bütün diğer gözlerin kulakların ve enerjilerin etkisi altındasınız demektir. Güne çok mutlu da başlasanız, tam çaprazınızdaki iş arkadaşınızın evindeki sorunlar yüzünden moralinin bozuk olması, yanınızdaki arkadaşınızın sevgilisinden ayrılmasının yansımaları, diğerinin Okumaya devam et


Yorum bırakın

Günün Meditasyonu

imageKendi başınıza kalabileceğiz bir odaya gidin mümkünse odada bir mum yakın. İsterseniz uzanabilir, isterseniz de eller ayaklar çapraz olmayacak şekilde oturabilirsiniz. Gözlerinizi kapatın. İçinizden, ‘kendi içime, kalbime yolculuk yapmaya niyet ediyorum’ deyin. Her çakranıza, tepe çakranızdan başlayarak, burnunuzdan ve karnınızı şişirerek derin nefes alın üç saniye kadar nefesinizi tuttuktan sonra ağzınızdan verin.
Kendinizi yemyeşil çimlerin üzerinde harika bir yerde, ormanın yanında bir piknik yemeği daveti veriyormuş gibi hayal edin. Upuzun beyaz Okumaya devam et


Yorum bırakın

Çocuğum ve Ben

imageEvvel zaman içinde, kalbur saman içinde, zamanın birinde, gözleri ışıl ışıl, sevgi dolu, umut dolu, neşe dolu bir çocuk varmış. Bu çocuk hep anne ve babasını izler onları örnek alırmış. Okuma yazma bilmesede, annesinin kendine vakit ayıramadığına, bütün işlerin ona kaldığına, kimsenin ona yardım etmediğine dair annanesine telefonda isyanını, babasının annesiyle, o yattıktan sonra sudan sebeplerle bile olsa tartışmalarını dinler dururmuş. Çocuk büyümüş, büyümüş, ergenlik çağına gelmiş. Annesi gibi güzel ve kabiliyeli, babası gibi güçlü ve kararlı bir insan olmuş. Ne demişler armut dibine düşer. Anne ve babasının tüm karakterlerinin, daha yoğun hissedildiği bir kişilik haline gelmiş. O küçük çocuk bir bakmış ki kimse ona nefes aldırmıyor, herkes ne yapması gerektiğini söylerken, kendi isteklerine kimse kulak vermiyor. Sertleşmiş, isyankar olmuş, inatlaşmış etrafındaki örülmüş zinciri kırabilmek için kalbindeki sevgiyi öfkeye ve isyana dönüştürmüş. Anne baba da onu hiç anlamamış. Neden bu çocuk böyle, biz nerede yaptık demişler.
Unutmayın, bir çocuk kaç yaşında olursa olsun, ister beş, ister kırkbeş, anne ve babasını örnek alır çünkü onlar bu masalın baş kahramanıdırlar. Siz neyi nasıl yaşarsanız, onlar bu geleneği, bu bayrak yarışını aynı yöntemle devam ettirirler. Zaman mekan koşullar sürekli değişir ama içerdeki isyan, öfke, hırs, hayaller, kendini ifade edebilme duygusu ve bir çok eksikliği tamamlama duygusu hep aynı kalır.
Siz, anne baba olarak, “şu an kendiniz için ne istiyorsun diye sorulduğunda” aklınıza yapmak istediğiniz birşey gelmiyorsa, çocuğunuzdan da aynı cevap gelecektir o da hayatta ne istediğinin Okumaya devam et


Yorum bırakın

Neden 3 Yanlış 1 Doğruyu Götürür

imageÇocukluğumuzdan beri yaşamımızın bir parçası haline gelmiş bizlerinde aynı kalıbı çocuklarımıza yaşattığımız bu formülü, kim ve neden bulmuştur?
Bu güne kadar hayatınızın hiç bir noktasında, “3 doğru 1 yanlışı götürücek” dedikleri bir durumla karşılaştınız mı?
Hayat bir dengedir, Ying Yang gibi, siyah beyazla, gece gündüzle, iyi kötüyle, savaş barışla, zayıf güçlüyle, kuru ıslakla, mutlu üzgünle, hızlı yavaşla, tamamlanır dengelenir ve anlam bulur.
Küçük yaşlarda, at yarışı gibi hazırtıldığımız imtihanlardan bu yana, içimizdeki dengede hep bir nokta eksik kalmıştır. Bu da 3 doğrunun 1 yanlışı götürmesidir.
Hayat imtihanının adımlarını atarken, en azından böyle bir formülü kendiniz için ve varsa çocuklarınız için yaratıp, hayata geçirebilmeniz sizi dengeler ve güçlendirir.
Yakın çevrenize bakın, hep hırslı anneler, hırslı babalar, çocukları en Okumaya devam et


Yorum bırakın

Nefes alabilecek koridor açın…

imageYaşamınızda artık bir rutin haline gelmiş olaylar, yapmayı üzerinize görev haline getirdiğiniz sorumluluk vaktinizin büyük bir bölümünü alan işler nelerdir? Hangi faktörler sizi uzaklara dalgın dalgın baktırır ve hep aynı kelimeyi söyletir “Keşke…”
Bir bakarsınız ki hep başkaları için yaşıyorsunuz başkaları mutlu olsun onlar keyif alsın yalnız kalmasın, eksik veya mahrum kalmasın diye hep onlara hizmet ediyorsunuz, bir de üstüne yaranamıyorsunuz. Zaman içinde yaptıklarınız sizin üzerinize giydirilmiş bir kaftan gibi olmuştur. Siz zaten onu yapmak zorundasınızdır. Bu artık sizin vazgeçilmez görevinizdir. Fedakarlık yaparak, kimse kırılımasın diye, yalnız kalma korkunuzdan veya başkası ne der korkunudan Kurmuş olduğunuz yapının üzerine
Yalnız kalma korkunuz, başkası ne der korkunuz, çaresizlik korkunuz, aman kırılmasın korkunuz ve daha da önemlisi Okumaya devam et


Yorum bırakın

Hayattan Beklentiniz Nedir?…

img_1122Hayattan beklentiniz nedir? “Şu anda kendiniz için istediğiniz üç şey nedir?” Diye sorsam acaba ne cevap vereceksiniz?
Ailen için değil, çocuğun için değil, eşin için değil, arkadaşın için değil sadece kendin için ne istiyorsun?…
Kendi sesini duymaya başlamış, kendini farketmiş olan kişi, buna hemen ve hatta hiç düşünmeden cevap verir. En az iki tanesini bir nefeste söyler. Diğerleri ” daha önce hiç düşünmedim bu sorunun cevabını” derler. Bu kişiler, kendilerini bildi bileli hayatlarında hep fedakarlık yapmışlardır. Hep kendi isteklerini, hayallerini arzularını, başkaları iyi olsun mutlu olsun diye ötelemişlerdir. ‘Onlar mutlu olsun da, ben onların mutluluğundan mutlu olurum o bana yeter’ düşüncesi, gençken ve tahammül sınırlarınız halen yüksekken fazla yormaz sizi. Zaman akıp geçtikçe, aynı rutini uzun zamandır yaşıyor olursanız, bu hizmet sağlayıcı, verici hayatınız sizi tüketir. Depresyon denilen, Okumaya devam et


Yorum bırakın

Kendi Değerini Hisset

image‘Hayatta kendin için ne istiyorsun’ diye sorulduğunda, bir çok insan durup düşünmeye başar. Kiminin cevabı hazırdır; hemen, genel şeyler söyler ” aşk sağlık, para huzur, araba, ev ..” kimi, hemen sevdiklerini işin içine katar; “oğlum/kızım güzel bir liseye veya üniversiteye girsin, ay hayırlı biriyle birlikte olsun evlensin, mürüvvetini göreyim bana yeter… ” kimi bu soruyu duyunca bir süre sessiz kalır, daha önce hiç düşünmemiştir, kendi için birşey hayal etme fırsatı ya da zamanı olmamıştır. O yüzden “benim hiç bir hayalim yok ki ben bugüne kadar kendim için hiç birşey istemedim ki” der. Kimi de hayalini durup derin derin düşünür ve “Yaradanım şu anki koşullarımdan beni eksik yaşatmasın” der.
Okumaya devam et