Hayattan beklentiniz nedir? “Şu anda kendiniz için istediğiniz üç şey nedir?” Diye sorsam acaba ne cevap vereceksiniz?
Ailen için değil, çocuğun için değil, eşin için değil, arkadaşın için değil sadece kendin için ne istiyorsun?…
Kendi sesini duymaya başlamış, kendini farketmiş olan kişi, buna hemen ve hatta hiç düşünmeden cevap verir. En az iki tanesini bir nefeste söyler. Diğerleri ” daha önce hiç düşünmedim bu sorunun cevabını” derler. Bu kişiler, kendilerini bildi bileli hayatlarında hep fedakarlık yapmışlardır. Hep kendi isteklerini, hayallerini arzularını, başkaları iyi olsun mutlu olsun diye ötelemişlerdir. ‘Onlar mutlu olsun da, ben onların mutluluğundan mutlu olurum o bana yeter’ düşüncesi, gençken ve tahammül sınırlarınız halen yüksekken fazla yormaz sizi. Zaman akıp geçtikçe, aynı rutini uzun zamandır yaşıyor olursanız, bu hizmet sağlayıcı, verici hayatınız sizi tüketir. Depresyon denilen, günümüzün gerçeği kapınızı çalmaya başlar.
Bizim kültürümüzde, vermek sevaptır almak ise günah. Öyle yetiştiriliz. Bir misafirliğe gittiğinizde size uzatılan çikolatayı, şekeri, çok beğenseniz de ayıp olur diye ikincisini almazsınız, ısrar edilse de zorla alırsınız. Size bir misafir geldiğinde ise vermek sevaptır ya, misafire şunu da al bunu da ye, ye ye şişmanlatmaz tavrınızdan kendinizi alamazsınız. Size borcu olan birinden alacağınızı bile istemekte çok zorlanırsınız çünkü ayıp olur, almak istemek, ayıp. Diyelim bahçeli bir evde oturuyorsunuz ve bahçenize çim ektiniz, biraz da organik olsun diye domates biber ve salatalık ektiniz. Bunları sulamak için de kendinize bir su deposu yaptınız. Akşamüzeri bahçenizi suluyorsunuz ve yan komşu Mehmet bey sizi gördü. ‘Komşu senin sudan ben de alabilir miyim az birşey’ der. Vermek için çocukluktan beri kodlanmışsınız ya,hiç tereddüt bile etmeden ya tabi dersiniz verirsiniz sonra Elif hanım Mehmet beyi görür, ‘ Aaa Mehmet bey nereden buldunuz suyu’ der. Mehmet bey de yan komşudan der. elif hanım size el sallayarak ‘komşu ben de kullanabilir miyim suyundan der, sizin doğal kodunuz zaten evet demeye hazırdır ve doğal olarak oraya da verirsiniz. Bu böyle uzar gider. Kimse sizin su deponuza su koymazsa tükenirsiniz. Artık almayı da öğrenmenizin zamanı gelmedi mi? Geldi de geçiyor bile. Ben kendi değerimin farkına varmayı ve ihtiyacım olan sevgiyi, ilgiyi, mutluluğu almayı seçiyorum demenin şimdi tam sırası.
Artık kendinize bir saat bile zaman ayırmanın tam zamanı. Gidin uzun süredir yapmayı planladığınız saç şeklinizi değiştirin. Sahilde tek başınıza harika bir yürüyüş yapın. O, günlerdir almak istediğiniz ayakkabıyı alın ya da spor üyeliğinizi başlatın. Evet şimdi , bugün tam sırası tükenmeden, mutsuz olmadan, kendini kötü, kullanılmış ve değersiz hissetmeden yaşamanın tam sırası. Bugün ne yaparsan yap kendine tam bir saat ayır ve kendin için birşey yap. Sonra yüzünde harika bir tebessümle “OHHH BE” de…
“İyi ki Varım ve Ben Çok Değerliğim.
Kendimi şu an her nasılsam olduğum gibi kabul ediyorum ve onaylıyorum.
Ben doğal halimle tam ve bütünüm. Kendi ışığımı farketmeyi seçiyorum.
Ben kendimi farkettikçe, etrafımdakilerin de beni farkettiklerinin farkındayım.
Ben kendime değer verdikçe, etrafımdakiler de bana değer vermeye başlarlar.
Kendimi, ruhumu, bedenimi İlahi Aşk’ tan gelen mucizelere açıyorum. Mucizelerin varlığına inanıyorum ve bana gelmelerine izin veriyorum. Sahip olduğum ve sahip olacağım herşeye Şükürler Olsun. Hamd Olsun.” Sevgiyle Serkan Sorguç ŞifaChi