
Sana yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma….
İster evlilik, ister ilişki, ister arkadaş ,isterse de çocuklarınız veya ebeveyinlerinizle olsun; ilişkilerinizde, karşınızdakinin yerine kendinizi koyarak, her yaşadığınızı değerlendirebilmeniz, çok önemlidir. Özellikle gönül ilişkilerinde ve evliliklerde bu dengeyi sağlayabilmek elzemdir. Karşınızdaki kişinin söyledikleri, konuşma ve davranış tarzı, hayata bakış açısı, yaşadıkları, değerleri ne ise, buna bağlı olarak, o kişini ilişkinizdeki özgürlükleri, hareket kabiliyetleri,hayat görüşü, nerede başlar nerede biter bunu iyi değerlendirmeniz gerekmektedir. Bu kriterler kime göre doğru ve kime göre yanlıştır? Siz ilişkinizde Okumaya devam et
İnsan ne zaman güçlü olur?
Hayatınızda bir adım atarken yanlış yapmaktan ölesiye korkarsınız. Hele ki bu adım hayallerine ulaşma yolunda senin önündeki engeli kaldıracaksa, başarısızlık korkusuna, bir de ‘mevcut koşullarının da bu adımla elinden gideceğini’ sana söyleyemeye başlayan kaybetme korkusu da eklenir. Başarısızlık ve kaybetme korkusu, yanlarına hemen çaresizlik ve yetersizlik korkusunu çağırır. Bu korkular şehirler arası yolda giderken dinlediğiniz müziğin arasına, devamlı karışan hışırtı gibidir. Devamlı konsantrasyonunuzu bozar. Önünüzdeki her neyse kendinizi tam anlamıyla vermenizi engeller. Bir de başlarsınız başkalarından onay almaya. Aslında ne yapmanız getektiğini kalbiniz size söylemeye çalışsa da o soruyu sorduğunuz kişi, her kimse, onu
Mutluluk kapını bazen bir sözle, bazen sıcacık bir gülümsemeyle, bazen sımsıkı sarılmayla bazen de güzel bir sürpriz ile çalar. O kapıyı açmaya hazır ol. Sevgiyi almaya ve paylaşmaya izin ver. Kafanı ve kalbini, düşüncelerle, kuruntularla endişelerle hep meşgul tutarsan. Kapını çalan mutluluğu duyamayabilirsin. Onun getireceği güzelliklere yer aç. Çünkü sen mutlu olmayı sevmeyi ve sevilmeyi hakediyorsun. Sevgiyle Serkan Sorguç Şifachi
Mükemmel olmaya çalışmak her zaman seni başarıya götürmez. Mükemmeliyetçilik senin yanlış yapma hakkından vazgeçmene sevep olur. Bazen en iyi sonuç, yaptığın hataları farkettiğinde ve ondan ders aldığında elde edilir. Unutma ki mükemmelliyetçiliğin arkasında büyük bir korku gizlidir. Hata yapma korkusu. Bu korku her ne yapmak istersen iste, mutlaka hatayı hayatına çağıracaktır. ” Mükemmel olmak zorunda değilim. Kimseyi memnun etmek zorunda değilim. Ben de güzel bir insanım ve ben de hata yapabilirim. Önemli olan hata yaptığımda bundan ders almam ve farkındalığımı arttırmamdır. Kendimi mutlu edecek herşeyi farketmeyi ve hayata geçirmeyi seçiyorum. Başarı ve denge, kendimi mutlu hissettikçe bana gelir. Ben güvende olmayı ve kendimi değerli hissetmeyi seçiyorum. Kendi yolumda ilerlememde bana yardımcı olan tüm aynalarıma teşekkür ediyorum. ” Sevgiyle Serkan Sorguç ŞifaChi
Gördüm ki üzüntülerin yarısı, açıkça bir karara vardığım zaman, kendiliğinden yok olup gitmektedir. Diğer yarısı da vardığım karar üzerinde harekete geçtiğim zaman, kaybolmaktadır. (D.Carnegie). Takıntılarınızdan kurtulun öncelikle hayatınızı ve düşüncelerinizi sadeleştirin. Uzun uzun şu olursa ardından o bunu der, bunu yapar, o zaman ben de ona şöyle söylerim diye kafanızda kurup durmayın. Önce sakinlikle kendinizi dinleyin. Ne istiyorsunuz? Sizi ne engelliyor? Neden bu engel önünüzde var? Bu karar gerçekten sizin isteğiniz mi? Yoksa başkaları sizi takdir etsin, sevgi göstersin diye mi? Unutmayın siz de her insan gibi tertemiz harika bir kalp taşıyorsunuz. Bu kalp için, başkaları
Yoksulluk ve parasızlık korkusu;
Güzel bir tatilin ardından yaşamın günlük koşuşturmasına kaldığınız yerden başlamak ne kadar güç gözükse de bu sürede kendinize, ruhunuza ve bedeninize yenilenme fırsatı verdiğiniz için aslında gücünüze güç katmış oldunuz. Mavi sulara derin derin bakarak hayaller kurdunuz, tuzlu suyla negatif enerjilerinizden arındınız. Bu yakaladığınız ivmeyi biraz azalarakta olsa, rutin hayatınıza çekebilmeyi başarabilirseniz, size sıradan, sıkıcı, monoton gelen günlük işlerinize bir renk gelmiş olur. Kendinize ayırdığınız kaliteli vakit, tatilde nasıl işe yaramışsa, şimdi de yarayacaktır. Günde 10 dakika sadece kendinize vakit ayırın. İster sabah, ister öğlen isterse gece herkes yattıktan sonra tek başınıza kalacağınız bir odaya geçin. Eller ve ayaklar çapraz olmayacak şekide oturun veya uzanın. Tepe çakranıza (7. Çakra bıngıldağın olduğu yer) ve üçüncü göz çakranıza (6. Çakra iki kaşın ortasından iki parmak yukarıda) burnunuzdan karnınıza doğru derin nefes alın ve ağzınızdan verin. Her bir çakrada 5er veya 7 şer nefes alın verin. Diğer 5 çakra içinse aynı şekilde burundan nefes alıp ağzınızdan verin. İlk çakrada kaç tekrar yaptıysanız diğer çakralarda da o kadar tekrar yapın 5 veya 7 şer defa. Ve gözler kapalıyken kendinizi bembeyaz bir kumsalda güzel bir iskelede harika bir tekneye binerken hayal edin. O güzel tekneye binin denize açılın. Bırakın her seferinde o tekne sizi başka diyarlara götürsün. Her seferinde bindiğiniz tekne bir öncekinden farklı olabilir olaylar etraf zaman dilimi ve hatta sizin görüntünüz her seferinde farklı olabilir sadece tüm kontrolcülüklerinizi 10 dakika bırakın. Bu 10 dakika ruhunuz için 10 saatlik bir şifa olacaktır. Herşey bittiğinde bindiğiniz limana geri dönün ve sahip olduğunuz herşey için, aileniz için dostlarınız işin sevgiliniz için bu güzel beden ve harika ruh için şükredin. Sevgiyle Serkan Sorguç ŞifaChi
İlk ne zaman kilo almaya başladın? Hatırlıyor musun? Seni o en mutlu, en güçlü hissettiğin zamanlardan, herşeyi yapabilecek cesaretin olduğu dönemlerden, ilk hangi olaylar koparmaya başladı? Evlilik, ayrılık, sevdiğini kaybetme, doğum, işe girme, işsiz kalma, mezuniyet, sakatlanma, kaza… hangisi?
Her insanın kalbinde, hayalinde ulaşmak istediği hedefleri, hayalleri ve sevgileri vardır. Bazen o hedefler puslu bir denizin arkasında, uzaklardadır. Bilirsin, hissedersin ama gözünle görmediğin, elinle tutmadığın için sana çok uzak veya imkansız gelir. Aklın sana, önüne bak şu anki durumunu değerlendir ve gereğini yap der, kalbin sana, o senin, sen bunu hakediyorsun bir gün sahip olacaksın der. Bir kısım kontrolcüdür hep akıl mantık çerçevesindedir, sadece önündeki imkanlara bakar ve onları değerlendirir. Başka bir kısım hayalleri sever, önündeki fırsatların, sahip olduklarının hiç değerini bilmez, sadece hayal eder. İdeal olan aklı ve kalbi denge kullanabilmektir. Hayalleri canlı