“Eli soğuk olanın kalbi sıcak olur.” İki tip enerji vardır biri soğuk diğeri sıcaktır ikisi de şifalıdır. Ya buz kesersin yada alev alev yanarsın.
Evlilik yüzüğünün takıldığı yüzük parmağının yeri tesadüfen değildir. Birileri yüzyıllar önce “yüzüğü de bu parmağa takalım” dedikleri için de değildir. Yüzük parmağı, kalpten direk damar giden özel bir uzuvdur. Yüzük taçtır. Bu parmağa takılan yüzük, kalpten direk olarak gelen sevginin ve aşkın taçlandırılması anlamına gelir.
Kalp krizinin habercilerinden biri de ellerde görülen uyuşma ve güç kaybıdır. Bu da tesadüf değildir çünkü vücut için eller tutma, kavrama, işaret etme fonksiyonları olarak kullanılsa da kalp için eller kalbin dilidir. Kalp, bir ellerle bir de gözlerle konuşur.
Reikide, bioenerjide, pranik şifada gerek şifa aktarılan kişiye dokunularak, gerekse dokunulmadan aktarılan birçok yöntemde eller, enerji aktarım ve enerji temizleme aracıdır.
Tepe çakranızdan gelen ilahi şifa enerjisi, kök çakranızdan gelen toprak ananın kadim bilgi, enerji ve kodları, kalbinizden gelen koşulsuz karşılıksız sevgi enerjisi ellerde buluşur. Bu üçlü karışım bazen elleri sıcak yapar bazen de soğuk. Her insan içinde harika bir şifacı taşır. Elleri çok soğuk veya çok sıcak olan insanlar bu şifa güçlerinin farkına varmaya başlayan kendilerini içsel dünyalarında ve günlük yaşantılarında şifalandırmak için uyanmak üzere olan şifacılardır.
Sağ elinizi iki göğüsünüzün ortasındaki kalp çakranıza koyun. Sol elinizi de başınızın bıngıldak bölümüne yani tepe çakranıza koyun. Burnunuzdan 7 defa derin nefes alın ve ağzınızdan verin.
” Kendi enerjimin farkına varmaya niyet ediyorum. İçimdeki şifacıyı artık uyandırma vakti geldi. Uyanma ve kim olduğumu hatırlama vaktim geldi. Bugün şu andan itibaren kendimi, ruhumu ve bedenimi şifalandırmayı seçiyorum. Kalbimi ellerimi tüm organlarımı uyum içinde ahenk içinde ve denge içinde olmaları için uyumluyorum. Ben mükemmel tasarlanmış, kusursuz bir varlığım. Yaradanımdan gelen ilahi şifa enerjisini almaya ve kullanmaya niyet ediyorum. Ben artık kendi değerimin, güzelliğimin, yeteneklermin farkına varmayı seçiyorum. Tüm takıntılarımdan artık vaz geçiyorum. Tüm korkularımdan tek tek kurtulmayı seçiyorum. Bu korkular ve takıntılar kendimi farketmemin önündeki en büyük engel. Bu engeli artık kaldırıyorum. Sağlıklı, mutlu, huzurlu, güçlü ve başarılı olmak benim elimde. Bugün, şimdi ve burda buna ilk adımı atıyorum ve içimdeki şifacıyı uyandırıyorum. Sevgiyle Aşkla ve Işıkla. Serkan Sorguç ŞifaChi – sifachi.com

Her kime, ne söz vermiş isen, bu söz senin özgürlüğünü kısıtlıyor ise, bir süre sonra üzerinde bir yük küfesi haline gelir. Ağırlaşır, omuzların öne düşer ve uykusuzluk başlar. Her gün, kendi rızanla, yapmayı çok istediğin, sana nefes aldıracak ve iyi gelecek şeyleri yapamamak, sende öfke ve hırsa sebep olur. Yapanlara bakarsın imrenirsin. Kendine bakarsın üzülürsün. Kendine bir yaşam koridoru aç. Motor kullanmayı çok mu seviyorsun, evlendikten sonra eşin kendi kaybetme korkusundan dolayı seni bundan kısıtladı mı? Eşinle tekrar konuş durumu izzah et. Dalgıçlığın var da arkadaşların giderken sen her hangi bir sebepten veya sevgilinin aynı zaman diliminde çalışmak zorunda olduğundan o dalışa gidemiyor musun? Sevgiline ondan izin almak zorunda olmadığını ama onun da rızasıyla gönül rahatlığı ile gitmek istediğini söyle.
Yaş ilerledikçe, kendini işte, evde devamlı çalışma halinde bulur insan. Eve gelir, tam ayağını uzatıp televizyonda sevdiği filmi izlemek ister, olmadık birşey arıza yapar. Hayda nereden çıktı bu, dersin. Tam taksitleri bitirmişsin, nefes alacaksındır sana yeni bir ödeme kapısı açılıverir önüne. Kendin için harcama yapabilmeye hiç sıra gelmez. Kendine vakit yaratabilmen zorlaşır. Zorlaşır ama imkansız değildir. Bütün olay bir an durup çevrendeki işaretleri okuyup, ben kendime vakit ayırıyorum arkadaş diyebilmektir. İşte o zaman içindeki cesur yürek nefes almaya başlar. Uzun bir aradan sonra gelen ilk adım, hep acemiliktir. Tıpkı yeniden bisiklete binmeye çalışmak, yeniden suya dalmak için ekipmanlarını takmak ve yeniden spora başladığında ertesi gün yaşayacağın hamlık ağrılarını hatırlamak gibi, hep acemilik çekersin. O an vazgeçme sakın. Sana neden bu kadar kendini ilk günden zorladın diyenlere, söyleyecek bir cevabın olsun.
Bu hayatı sen, sevgilinin talimatları veya kıskançlıklarına göre mi şekillendiriyorsun? Neden? Gözün dışarda mı? Yooo… Güvenilmez biri misin? Yooo… Kıskanılmak hoşuna mı gidiyor? Belki evet. Kıskanılmak, sevdiğinin sana değer verdiği anlamına mı geliyor? Bu en büyük hayır. Bu hayat senin. Bu beden senin. Daha önemlisi, bu ruh senin. Eğer ki senin yanında, sana güvenen, kendine güvenen, ona ait olduğunu, onun da senin olduğunu bilen bir hayat arkadaşın, sevgilin ya da eşin varsa; onu ister Osmanlıların yaptığı gibi anlından öp, istersen de kalbinden geçtiği gibi ona sevgini ona sarılarak belirt. Ama yap. Gururundan, sonra söylerim demenden, geciktirdiğin, her sevgi, sonrasında sana pişmanlık getirme potansiyelini taşır. Eğer senin, bazen yanında, bazen de arkanda duran, o kişi koşulsuzca seni seviyor ise ve sana şefkat ile bakıyor ise, bu kişi her kim ise hiç durma ona ” Seni Seviyorum” de.
Hayatın akışı içinde gerek iş hayatında, gerek arkadaş çevrende gerekse bir seyahatte, tanışacağın, etkileşimde bulunacağın bir sürü insan olacaktır. Bunların bazıları iyi insan olup sana mutluluk vercekler. Seni güçlendirip sevgi enerjisi frekansında tutacaklar. Bazıları kendini iyi kamufle ederek, bir süre sana kendini senin görmek istediğin insanmış gibi gösterecek. Oya işler gibi ince ince kendi planını, asıl isteğini sana işleyecek. Bir bakacaksın ki uzun süredir kandırılmışsın, bir tiyatro oyunun içinde maduru oynamaya başlamışsın. Perde kapanıp oyun bittiğinde sana iyi gelen, seni dinleyen, kendi gibi olan ve kendiyle barışık insanlar seni yüceltecektir. Seninle aynı sahnede oynayan diğerleri de sana tecrübe kazandıracaktır. Bir Fransız atasözü tecrübeyi ‘ hayatta yediğin kazıkların toplamıdır’ diye tanımlar. Evet her ne yaşadıysan yaşadın artık kafandaki mücadeleye bir dur de. Tecrübe kazandın.
Kararsızlığına artık yeter demenin vakti gelmedi mi? Tatilde yapmak istediğin şeye hala karar veremedin mi? Artık hayal etmek istediklerine izin vermenin vakti gelmedi mi?
Bugün ve her zaman iyi insan olduğun için teşekkür ederim…
Bugün sadece kendine güvenmeni istiyorum.
“Zor diye bir şey yoktur, imkansız ise zaman alır.” Yeter ki sen kendi kalbine, kendi yoluna ve kendi varlığına güven. Kimin ne düşündüğüne takılıp kalma. Sen doğru bildiğin yolda samimiyetle kalbindeki sevgi ışığıyla ilerle. Görecek ve tanık olacaksın ki senin etrafında ışığını taki eden ve kendi katkılarıyla daha büyük bir alanı aydınlatan dostların olacaktır. Ve işte o zaman, sen bunu yapamazsın, beceremezsin ki zaten dediklerinde, senin yüzündeki havada kalan tamamlanamayan, kendini ispat etmek zorunda hissettiren, o gülümseme yerini keyif dolu kahkahaya bırakır. Sevgiyle Serkan Sorguç – sifaChi.com #zamanakarsi #kadraj_arkasi #insanaguven #bugununkaresi #bugungunlerden #kendineguven #benimgozumden #cesaret #aşk #mutluluk #huzur #sevgi #güç #kontrol #meditasyon #refleksoloji #turkinstagram #turkishot #turk_kadraj #benimkadrajim #saglik #reikimaster #reiki #şifa