Bu hayatı sen, sevgilinin talimatları veya kıskançlıklarına göre mi şekillendiriyorsun? Neden? Gözün dışarda mı? Yooo… Güvenilmez biri misin? Yooo… Kıskanılmak hoşuna mı gidiyor? Belki evet. Kıskanılmak, sevdiğinin sana değer verdiği anlamına mı geliyor? Bu en büyük hayır. Bu hayat senin. Bu beden senin. Daha önemlisi, bu ruh senin. Eğer ki senin yanında, sana güvenen, kendine güvenen, ona ait olduğunu, onun da senin olduğunu bilen bir hayat arkadaşın, sevgilin ya da eşin varsa; onu ister Osmanlıların yaptığı gibi anlından öp, istersen de kalbinden geçtiği gibi ona sevgini ona sarılarak belirt. Ama yap. Gururundan, sonra söylerim demenden, geciktirdiğin, her sevgi, sonrasında sana pişmanlık getirme potansiyelini taşır. Eğer senin, bazen yanında, bazen de arkanda duran, o kişi koşulsuzca seni seviyor ise ve sana şefkat ile bakıyor ise, bu kişi her kim ise hiç durma ona ” Seni Seviyorum” de.
Pişman olma. Geciktirme. Vazgeçme. Bu hayatta, sana verilmiş bu güzel bedenle, sana verilmiş bu harika ruhla hayat boyu neyi seçti isen, onu yaşamayı hak ediyorsun. Kimsenin takdirini kazanöaya ihtiyacın yok. Kimse senin yaşadığın sıkıntıyı yaşamadı. Kimse, o yastığın üzerinde, senin kadar uykusuz kalmadı. Senin seçimin, senin için en doğrusudur. Senin seçimin seni tekamül yolculuğunda iletletir ve güçlü kılar.
Eğer ki kendine değer vermenin zamanı gelmişse, başkasını, kendinden fedakarlık edip, yeter ki mutlu olsun, görevinden vaz geçtiysen, aşağıdaki cümleleri içinden tekrarla.
“Ben değerliyim. Ben güçlüyüm. Ben iyiyim. Ben kendim olmayı seçiyorum. Ben kendimi yaşamayı seçiyorum. Şu an neye ihtiyacım var ise, kendi kararım her ne ise, bana destek olan hayat arkadaşıma, ruh eşime, dostuma şükranlarımı sunuyorum. İyi ki varsın dostum, iyi ki varsın eşim ve iyi ki varsın hayat arkadaşım. Seni seviyorum.
Sevgiyle Serkan Sorguç ŞifaChi – sifachi.com