
Bugün ‘kendin için ne istiyorsun?’ sorusuna bir tane cevap ara. Başarı mı, huzur mu, sağlık mı, aşk mı, para mı?…. Bir tane cevap bul kendine. Bulduğun cevap her ne ise, seni mutlu eden şeyin hangi koşulların içinde olduğunu bul. Başarı ise seni ne başarılı hissettirir? Huzursa seni hangi ortam huzurlu yapar? Aşk ise ne tür bir aşk yaşamak istiyorsun? Detaylandır zihninde ve gözlerini kapatıp, burnundan derin nefesler alarak beş dakika yaşa o isteğini. Kendine ulaşma noktası belirle. O hayali hedef yap. Birşeye ulaşmak için onun nasıl bir his olduğunu, neye benzediğini önce hissetmen lazım. Hayatında hiç süt görmemişsen, süt ne renktir desem, verilecek hiçbir cevabın olamaz. O yüzden neye ulaşmak istiyorsan bir şekilde onu Okumaya devam et
Günümüzde teknoloji bizleri hep yazarak iletişimde kalmaya zorlamaktadır. Bunun sebebi ister vakit kaybı, ister daha çok kişiyle paylaşımda bulunabilmek olsun, kendini konuşarak ifade etmenin gücünü zayıflatmıştır. Size yazılan birşeye aslında yazarak cevap verdiğinizde dikkat edin daha sert olmaya daha Ben ağırlıklı olmaya başlıyorsunuz. Aslında bir dinleseniz o kişinin sizle paylaşmak istediği o kadar çok şey var ki! Yazarak sadece özetlemiş oluyor. Bu özet de kendi ifade ettiklerini yansıtmayabiliyor. Boğaz çakranızı hep aktif tutun. Kendinizi ve duygularınızı hissettiğiniz ve düşündüğünüz gibi ifade edin. Unutmayın insanda , ağız, dil ve dudaklar kalp ile beyinin ortasındadır. İkisinin de sesi olabilmek için, denge kurabilmek için ortadadır. Dinleyin, düşünün, nefes alın ve öyle cevap verin.
Hayatınızda herşey yolunda giderken, arkadaşlarınızla, sevgilinizle, çocuğunuzla olan güzel ilişkileriniz saçma bir sebepten beklenmedik bir şekilde gerildi ise, bir anda aksilikler ardı ardına gelmeye başladıysa o an kendi elinizdeki kumandanın bekleme tuşuna basın ve ne oldu diye kendinizi sorgulayın. Bir kaç saat önce facebooka ya da instagrama eşinizin, çocuğunuzun, sevgilinizin arkadaşınızın resmini mi koydunuz, ya da yemek masasında bir resim mi? Sosyal medyada neyi paylaştığınıza dikkat edin. Eğer anlamsız bir aksilik silsilesi yaşıyorsanız nazar enerjisi kapınızı çalmış ve içeri girmiştir. Bunu farkettiğinizde enerji temizliği yapmayı biliyorsanız hemen kendinizi temizleyin. Bilmiyorsanız eski bir tavada, aleminyum folyoda ya da güveç tabağında taze adaçayını çakmakla yakın ve dumanını bulunduğunuz yer neresiyse evde yada ofiste dolaştırın. Üç dakika kadar sonra camları açın havalandırın. Bu bulunduğunu ortamı ve sizi enerjisel olarak nazardan dezenfekte eder. Ametist veya akik taşı takmak da bu tür enerjilere karşı da korunma kalkanına sahip olmanıza yardımcı olur.
Az önce yaşadığın olay her ne ise bununla ilgili hemen hamle yapma, hemen gardını yükseltip savaşçı moduna kendini sokma. Bu mod beyni beta frekansına sokar. Beta frekansı bir kaplanın avlanma içgüdüsü veya tehdit olgusunu hissettiğiniz andaki beynin kendini soktuğu frekanstır. Bu frekans ancak ve ancak survival dediğimiz yaşam – kalım durumunda işe yarar ve seni içine düştüğün durum ne ise diğer bütün şalterleri kapatarak bütün gücü hayatta kalmaya aktarır. Bu ruh hali, tıpkı dümeni kilitlenen bir geminin kayaya çarpmamak için sağ motor tam yol ileri sol motor tam yol geri yaparak motor manevrasıyla kendini kurtarmaya çalışmasına benzer. O an başka hiçbirşeyin değeri yoktur, hiçbir şey önemli değildir gözünüz aklınız vücudunuz sadece saldırmaya veya tüm gücünüz ile savunmaya programlanmıştır. Beta frekansı, günlük hayatta yukarıda bahsettiğim durum haricinde kullanıldığında size beraberinde hayal kırıklığı, kalp kırıklığı, pişmanlık yalnızlık ve ayrılık getirir. Kendinizi anlaşılamıyor, dinlenmiyor ve kaale alınmıyor hissedersiniz.
İnsan ne zaman güçlü olur?
Hayatınızda bir adım atarken yanlış yapmaktan ölesiye korkarsınız. Hele ki bu adım hayallerine ulaşma yolunda senin önündeki engeli kaldıracaksa, başarısızlık korkusuna, bir de ‘mevcut koşullarının da bu adımla elinden gideceğini’ sana söyleyemeye başlayan kaybetme korkusu da eklenir. Başarısızlık ve kaybetme korkusu, yanlarına hemen çaresizlik ve yetersizlik korkusunu çağırır. Bu korkular şehirler arası yolda giderken dinlediğiniz müziğin arasına, devamlı karışan hışırtı gibidir. Devamlı konsantrasyonunuzu bozar. Önünüzdeki her neyse kendinizi tam anlamıyla vermenizi engeller. Bir de başlarsınız başkalarından onay almaya. Aslında ne yapmanız getektiğini kalbiniz size söylemeye çalışsa da o soruyu sorduğunuz kişi, her kimse, onu
Mutluluk kapını bazen bir sözle, bazen sıcacık bir gülümsemeyle, bazen sımsıkı sarılmayla bazen de güzel bir sürpriz ile çalar. O kapıyı açmaya hazır ol. Sevgiyi almaya ve paylaşmaya izin ver. Kafanı ve kalbini, düşüncelerle, kuruntularla endişelerle hep meşgul tutarsan. Kapını çalan mutluluğu duyamayabilirsin. Onun getireceği güzelliklere yer aç. Çünkü sen mutlu olmayı sevmeyi ve sevilmeyi hakediyorsun. Sevgiyle Serkan Sorguç Şifachi
Mükemmel olmaya çalışmak her zaman seni başarıya götürmez. Mükemmeliyetçilik senin yanlış yapma hakkından vazgeçmene sevep olur. Bazen en iyi sonuç, yaptığın hataları farkettiğinde ve ondan ders aldığında elde edilir. Unutma ki mükemmelliyetçiliğin arkasında büyük bir korku gizlidir. Hata yapma korkusu. Bu korku her ne yapmak istersen iste, mutlaka hatayı hayatına çağıracaktır. ” Mükemmel olmak zorunda değilim. Kimseyi memnun etmek zorunda değilim. Ben de güzel bir insanım ve ben de hata yapabilirim. Önemli olan hata yaptığımda bundan ders almam ve farkındalığımı arttırmamdır. Kendimi mutlu edecek herşeyi farketmeyi ve hayata geçirmeyi seçiyorum. Başarı ve denge, kendimi mutlu hissettikçe bana gelir. Ben güvende olmayı ve kendimi değerli hissetmeyi seçiyorum. Kendi yolumda ilerlememde bana yardımcı olan tüm aynalarıma teşekkür ediyorum. ” Sevgiyle Serkan Sorguç ŞifaChi