Beni neden aramadı? Yarın cuma acaba birşey yapacak mıyız? Bu saatte facebookta online ve başkasıyla mesajlaşıyor da bana neden mesaj atmıyor? Samimi arkadaşım dediği ama gece gündüz ona mesaj atan kişi gerçekten arkadaşı mı? Tatilde iken iyi idi şimdi neden bana soğuk davranıyor? Gibi bir sürü sorular ard arda gelmeye başladığında siz kendi değerinizin farkına varmaktan vazgeçmiş ve kendinizi kaybetme korkusu havuzuna balıklama atlamış olarak bulursunuz. Çırpındıkça da dibe gitmeye devam edersiniz. Nefesiniz tükenir ve kendinizi ondan gelen mesaja yada telefona endekslenmiş bulurusunuz.
Unutmayın bu hayatta sahip olduğunuz bu güzel beden için bu harika ruh için sizden daha kıymetli biri yok. Gidin ve aynaya bakın o hep kaçırdığınız o göz bebeklerine. “Seni seviyorum. Senden özür diliyorum lütfen beni affet” deyin. “Artık değerinin ve artık değerimin farkındayım” deyin. Mesaj gelse de gelmesede ben çok değerliyim o beni merak etsin etmiyorsa da yapmış olduğu seçimde mutlu olsun” deyin. “Çünkü ben mutlu olmayı hak ediyorum ve buna layığım” deyin. Evet hak ediyorsun çünkü çok değerlisin. Kendin için ve seni seven herkes için. Sevgiyle Serkan Sorguç ŞifaChi – sifachi.com

Hayatta denge, kendini tanıyabilmekle, kendin ile yargısız yüzleşebilmekle, iyi kötü atacağın adımlara, korkularını endişelerini yapıştırmamakla, bazen de kendini affetmekle başlar. Hayatına yeni oluşumların yeni güzelliklerin gelebilmesi için kafayı boşaltmak getekir. İçi su dolu bardağa, sürahi ile her ne kadar su dökerseniz dökün, çok tazzikli dökmedikçe, o bardağın içindeki su, yerini muhafaza edecektir. Yeni su için, iki alternatif vardır. Ya tekamül ederek bardağı büyüteceksin, ya da bardağın içindeki suyu beklentilerin kadar boşaltıp, yenisinin gelmesine izin vereceksin.
Her kime, ne söz vermiş isen, bu söz senin özgürlüğünü kısıtlıyor ise, bir süre sonra üzerinde bir yük küfesi haline gelir. Ağırlaşır, omuzların öne düşer ve uykusuzluk başlar. Her gün, kendi rızanla, yapmayı çok istediğin, sana nefes aldıracak ve iyi gelecek şeyleri yapamamak, sende öfke ve hırsa sebep olur. Yapanlara bakarsın imrenirsin. Kendine bakarsın üzülürsün. Kendine bir yaşam koridoru aç. Motor kullanmayı çok mu seviyorsun, evlendikten sonra eşin kendi kaybetme korkusundan dolayı seni bundan kısıtladı mı? Eşinle tekrar konuş durumu izzah et. Dalgıçlığın var da arkadaşların giderken sen her hangi bir sebepten veya sevgilinin aynı zaman diliminde çalışmak zorunda olduğundan o dalışa gidemiyor musun? Sevgiline ondan izin almak zorunda olmadığını ama onun da rızasıyla gönül rahatlığı ile gitmek istediğini söyle.
Yaş ilerledikçe, kendini işte, evde devamlı çalışma halinde bulur insan. Eve gelir, tam ayağını uzatıp televizyonda sevdiği filmi izlemek ister, olmadık birşey arıza yapar. Hayda nereden çıktı bu, dersin. Tam taksitleri bitirmişsin, nefes alacaksındır sana yeni bir ödeme kapısı açılıverir önüne. Kendin için harcama yapabilmeye hiç sıra gelmez. Kendine vakit yaratabilmen zorlaşır. Zorlaşır ama imkansız değildir. Bütün olay bir an durup çevrendeki işaretleri okuyup, ben kendime vakit ayırıyorum arkadaş diyebilmektir. İşte o zaman içindeki cesur yürek nefes almaya başlar. Uzun bir aradan sonra gelen ilk adım, hep acemiliktir. Tıpkı yeniden bisiklete binmeye çalışmak, yeniden suya dalmak için ekipmanlarını takmak ve yeniden spora başladığında ertesi gün yaşayacağın hamlık ağrılarını hatırlamak gibi, hep acemilik çekersin. O an vazgeçme sakın. Sana neden bu kadar kendini ilk günden zorladın diyenlere, söyleyecek bir cevabın olsun.
Bu hayatı sen, sevgilinin talimatları veya kıskançlıklarına göre mi şekillendiriyorsun? Neden? Gözün dışarda mı? Yooo… Güvenilmez biri misin? Yooo… Kıskanılmak hoşuna mı gidiyor? Belki evet. Kıskanılmak, sevdiğinin sana değer verdiği anlamına mı geliyor? Bu en büyük hayır. Bu hayat senin. Bu beden senin. Daha önemlisi, bu ruh senin. Eğer ki senin yanında, sana güvenen, kendine güvenen, ona ait olduğunu, onun da senin olduğunu bilen bir hayat arkadaşın, sevgilin ya da eşin varsa; onu ister Osmanlıların yaptığı gibi anlından öp, istersen de kalbinden geçtiği gibi ona sevgini ona sarılarak belirt. Ama yap. Gururundan, sonra söylerim demenden, geciktirdiğin, her sevgi, sonrasında sana pişmanlık getirme potansiyelini taşır. Eğer senin, bazen yanında, bazen de arkanda duran, o kişi koşulsuzca seni seviyor ise ve sana şefkat ile bakıyor ise, bu kişi her kim ise hiç durma ona ” Seni Seviyorum” de.
Hayatın akışı içinde gerek iş hayatında, gerek arkadaş çevrende gerekse bir seyahatte, tanışacağın, etkileşimde bulunacağın bir sürü insan olacaktır. Bunların bazıları iyi insan olup sana mutluluk vercekler. Seni güçlendirip sevgi enerjisi frekansında tutacaklar. Bazıları kendini iyi kamufle ederek, bir süre sana kendini senin görmek istediğin insanmış gibi gösterecek. Oya işler gibi ince ince kendi planını, asıl isteğini sana işleyecek. Bir bakacaksın ki uzun süredir kandırılmışsın, bir tiyatro oyunun içinde maduru oynamaya başlamışsın. Perde kapanıp oyun bittiğinde sana iyi gelen, seni dinleyen, kendi gibi olan ve kendiyle barışık insanlar seni yüceltecektir. Seninle aynı sahnede oynayan diğerleri de sana tecrübe kazandıracaktır. Bir Fransız atasözü tecrübeyi ‘ hayatta yediğin kazıkların toplamıdır’ diye tanımlar. Evet her ne yaşadıysan yaşadın artık kafandaki mücadeleye bir dur de. Tecrübe kazandın.
Kararsızlığına artık yeter demenin vakti gelmedi mi? Tatilde yapmak istediğin şeye hala karar veremedin mi? Artık hayal etmek istediklerine izin vermenin vakti gelmedi mi?