Hayatın size sunduğu imkanların ne kadar farkındasınız?Neleri sadece alışkanlığa dönüştüğü için artık göremiyorsunuz?
Eskiden en çok arzu ettiğiniz şeyken neler size sıradan ve anlamsız geliyor?
Bu sorular uzar gider. İşin özünde ve bu soruların kökünde, “Siz ne kadar farkındasınız?” yatar.
Sahip olduğunuz imkanların, sağlığın, çocuğun veya yanınızdaki bir hayat arkadaşının, oturduğunuz evin, etrafınızdaki arkadaşların, kullandığınız arabanın ne kadar farkındasınız?
Eğer hayatınızı aman onlara birşey olmasın, aman hep iyi olsunlar diye ailenize adar ve onları her gün kaybetme korkusuyla yaşarsanız, tükenirsiniz.
Yaşadığınız hayat sizi boğmaya, çalıştığınız yerin duvarları üzerinize üzerinize gelmeye başlar.
Başkalarına kendini adama, fedakarlık boyutundan çıkar ve obsesyon haline gelir. Fedakarlığın tanımı çoğu zaman şudur; Feda+Kar. Kendinizi feda edersiniz, o istemesede herşeyi yaparsınız ve karşılığında sevgi yada teşekkür beklersiniz. İkisinden biri gelmezse tükenirsiniz.
Unutmayın siz öncelikle eşinizin anne veya babası değilsiniz. Onun sevgilisi ve eşisiniz. Anne veya babanızın da annesi yada babası değilsiniz. Çocuğusunuz. Çocuğunuz varsa , onların sahibi değilsiniz sadece ve sadece emanetçisisiniz. Sizin göreviniz onları hayata elinizden geldiğince en iyi şekilde hazırlamak. Hepsi bu. Onlarında bir ruhu, kalbi, aklı ve yaşam çizgisi olduğunu, hiç aklınızdan çıkartmayın.
Kendinizi yaşamanın elinizdekilerin ve etrafınızdakilerin farkına varmanın zamanı geldi de geçiyor. Kendinize cimrilik yapmayın bonkör olun ve sevdiğiniz şeyleri yapın.
KENDİNİZE VAKİT AYIRIN.
Zaman makinesi icat edilene kadar ve zamanda yolculuk keşfedilene kadar, şu aldığınız sağlıklı nefesi ve şu anı tekrar yaşama şansınız yok.
Aldığınız her nefes ruhunuzun gıdasıdır, ruhun yakıtıdır.
Her nefes bu güzel ruha bu güzel bedene değsin.
Kendiniz olun ve hayallerinizi yaşayın. Sevgiyle Serkan Sorguç ŞifaChi -sifachi.com