Birçok kişiye, hayatta en çok istediğim üç şey nedir? diye sorduğumuzda isteklerin en başında Huzur geliyor.
Başlangıçta huzur, erişilmiş en son yer en zor hedef gibi gözükse de aslında kendinle barıştığın da dengede olduğunda en yakınında olan şeydir.
Huzur kalbin dengede olmasıdır. Huzur Egon dan, takıntılardan ve sürekli kulağına fısıldayan vesveseden vazgeçmektir.
Her an her saniye huzurda kalabilmen aslında mümkündür. Gerçekten istersen, gerçekten adım atmaya karar verirsen evrenin huzur enerjisi sana yağacaktır. Doğa el deymemiş ormanlarda, her yıl binlerce km yol kat eden leyleklerin kurdukları yuvalarda, kaos olmayan her yerde olan huzur, aklınla kalbin arasındaki savaşı bitirdiğinde senin olacaktır.
Hayatında ya da ailesinde bir şeyleri hep tırnaklarıyla kazıya kazıya elde etmiş ya da savaşmak zorunda kalmış olan insanlarda Beta enerjisi olan savaşta kalmak ve hayatta kalmak enerjisi, insana ayrı bir yaşam gücü verir. Fakat bu insanlarda adrenalin bağımlılığı gibi, günlük yaşantısında yaşam enerjisine sahip olmak için hep savaşmak gerekir kodu yerleşmiştir.
Hayatında hiç süt görmediysen, ben sana süt ne renktir? desem vereceğim bir cevabının olmaz. Bu yüzden eğer gerçekten huzur istiyorsan, yakınlarında, evinde, güvenli bir ortamda uyuyan bir bebeğin, bir çocuğun, bir kedinin ya da köpeğin uyuyuşunu uzun uzun seyret.
O uyuyuşda Beta frekansı yoktur. Beynin çalışması yoktur. Savaş yoktur. Kaygı, endişe, vesvese, intikam yoktur. Tamamen huzur vardır. Kalbin dengesi vardır. Gözlerine, aklına, kalbinin ve ruhunun talep ettiği huzuru seyrettir. İşte o zaman kullandığın geminin ulaşmak istediği liman, hedef olarak önünde belirecektir. Beynin ne kadar dirense de kalbin o hedefe kitlendiğinde, hayatında huzurunu kaçıran tüm unsurlar tek tek yok olacaktır.
Bu gece uyuduğunda, Allah’ım sana emanetim, sevdiğim herkes sana emanet. Huzurla uyumaya niyet ediyorum de. Bir adım at at ki gerisi gelsin… Sevgiler Serkan Sorguç ŞifaChi sifachi.com