Serkan Sorguç

Size Özel Seanslarla Kendinizi Keşfedin…


Yorum bırakın

6+1=? Ne anlama gelir?

yedi7 sayısı size ne ifade ediyor. Durun bir düşünün hayatınızda etrafınızda 7 sayısı nerelerde geçmektedir?

Bir çok yerde değil mi? Bazıları 7 sayısının uğuruna inanmaktadır? Sizin için uğurlu ve sıcak bir sayı mıdır?

İsterseniz bir bakalım hayatımızda yada tarih boyunca 7 sayıları nerelerde bulumaktadır?

Dünyada medeniyetlerin kurulması ile başlayan ve sonraları paganizmde kullanılan 7 sayısına , Romalılarda sahip çıkmışlardır.  Paganizmde 7 sayısı mükemmelliği, tamamlanmış olmayı ve Tanrıyı temsil etmektedir. 6 katman ve onların üstünde yer alan Tanrı katı bizi 7 sayısına ulaştırır. Urfa’da bulunan ve şu an dünyanın en önemli arkeolojik kazılarından biri olan Göbekli Tepe’de bundan tam 12bin yıl öncesine ait bir tapınağın izlerine rastlanmıştır. Bu tapınak kazıları insanlık tarihinin şimdiye kadar bilinen bir çok kavramını değiştirebilecek güçtedir. Şöyle ki, Göbekli Tepe’de bulunan tapınağın, İngiltere Stonehenge taşlarından 7000 yıl, Mezopotamya’daki bilinen ilk şehirden 5500 yıl daha yaşlı olduğu tahmin edilmektedir.

Göbekli tepede bulunan bir lahitte 6 katman ve üzerinde ilk Tanrı figürü olduğu tahmin edilen 7 taş bulunmaktadır. Pagan tapınaklarında da, yapılan eserler 6 güçlü sütunun üzerine oturmuş ve onların biraz daha ilerisinden 7. Sütun her zaman Tanrıyı sembolize ederek yapılmıştır.

Tarihte ve günümüzde kullanılan 7 sayısının bazıları:

Atmosfer 7 katmandır,

Okumaya devam et →


Yorum bırakın

Öfkelenince Neden Bağırırız

aşkHintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş.

Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak
ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş.

Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”

“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”

Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.


Yorum bırakın

Enerji Vampirleri

enerji çekenlerBenim de eanslarımda karşıma çıkan önemli bir konu Enerji Çeken diğer İnsanlar ….
ENERJİ VAMPİRLERİ
İnsanlarla ilişki kurmaya başladığımız anda birbirimizle eneri bağları oluştururuz. Bu görünmez bağlara, ben kanca adını veriyorum. Ve kancalar yoluyla birbirimizden beslenmeye başlarız.
Bizler sadece fiziksel bedenlerimizden ibaret değiliz. Vücudumuzun etrafında bir de enerji alanı vardır. Burası tıpkı ikinci bir beden gibi, etrafımızı sarar ve bize yaşam sevinci verir. Enerji alanını, fiziksel bedenimizi saran bir balona da benzetebiliriz. Bu alanda bulunan enerji, kişiye özgüdür. Herkesinki farklıdır, çünkü kişinin duygu ve düşünceleri, korkuları, endişeleri önyargıları, ya da yaşam şekli ile biçimlenmeye başlar.
İki insanın ilişki kurmaya başlamasından itibaren enerji alanları arasında gözle görünmeyen bir bağ oluşur. Örneğin, bir aşk ilişkisi yaşamaya başlayan kadın ve erkek arasındaki enerji balonları, görünmeyen kancalarla birbirine bağlanır. İşte o dakikadan itibaren, artık iki kişinin duyguları, düşünceleri, korkuları birbirine akmaya başlar.

Kancalar, en kolay seks ilişkisinde oluşur.
İki kişi bedenlerini birbirine açtığı andan itibaren, duygusal yapıları birbirlerine akmaya başlar. Çünkü o enerji alanları, korkular, endişeler, hatta yaşam dersleri ve bilinçaltı kalıplarının verdiği huzursuzluklardan oluşmaktadır. Aynı şekilde, olumlu duygular, sevinç ve yaşam enerjisi de birbirine karışmaya başlar. Çok uzun birliktelik yaşayan çiftlerin, zaman içinde birbirlerine benzerlik göstermeye başlamaları dikkatinizi çekmiştir. İşte sırf bu yüzden, vücudumuzu kime açtığımız konusunda çok dikkatli olmalıyız.
İki kişi birbiriyle ilişkiye girdiği andan itibaren, enerji alışverişi başlar. Birbirlerine akıttıkları sevgi de bu kancalar yoluyla iletilir. Birbirine sevgi ve olumlu duygular hissettiren kişiler, karşısındakinin enerji alanını besler ve zenginleştirir. Ona ne kadar değerli olduğunu hissettirir. Böylece kök korkularımızdan biri olan başkaları tarafından onaylanma ihtiyacımız, değersizlik duygumuz yok olur Okumaya devam et →


Yorum bırakın

7. Çakra – Tepe Çakrası

tepe çakrasıRengi beyaz ve mordur. Yeri başıntepe noktasında ve yukarı doğrudur. Epifiz bezini kontrol eder. Tüm vücut sistemlerini ve diğer tüm çakraları dengeler. Bu çakranın anlatılması çok güçtür. İçinde bir çok anlam ve özellik taşır. İnsanın evrene açılan kapısı olarak da değerlendirilir. Tüm çakraların başlama kaynağıdır. İlahi yaradan ile bağlantı kurma çakrası olarak da tanımlanabilir.

Bu çakra az çalışıyor ise: kişide mutluk duygusu son derece azdır.  Halsizlik, bezginlik, keyif alamama az çalışmasına işarettir.

Bu çakra fazla çalışıyorsa: kişide migren ağrısı görülme potansiyeli vardır. Devamlı hayal kırıklığı yaşamak, karşısındakine aşırı mesafeli olmak, depresyon belirtileri de aşırı çalışmada görülebilir.

Bu çakra dengede ise: kişi  kendi ile barışık, evrenin enerjisinin farkında olan ve bu enerjiyi kendi için iyi kullanan, yaşam ve sonrası bilincinde olan özellikler taşır.

http://www.kuantumdaben.com


Yorum bırakın

6. Çakra – Üçüncü Göz Çakrası

üçüncü gözİki kaşın ortasında yer alır. Rengi çivit mavisidir. Elementi yoktur. Beyin, sinüsler ve epifizi kontrol eder. Duygusal olarak sezgi ve rüyalar üçüncü göz çakrası ile alakalıdır.

Kişinin bireysel varlığı ile 7. Çakra arasında köprü vaziyeti görmektedir. Beyinde bulunan epifiz bezi ile direk alakalıdır. Epifiz bezi gözleri ve görme duyusunu kontrol eder. Bilgelik, algı ve sezgi, üçüncü göz çakrasın işlevlerindendir.

Bu çakra az çalışıyor ise: kişi ego ile üst benliğin farkını ayırt edemez. Başkalarının hislerine aşırı duyarlılık, çekingenlik, disiplinsiz olma duygusu ve başarıdan korkma hissi bu çakranın az çalışmasından kaynaklanabilir. Kabuslar, odaklanma zorluğu az çalışmasına işaret eder.

Bu çakra fazla çalışıyor ise: yüksek ego, aşırı otoriterlik, herşeyi ben bilirim tavrı ortaya çıkar. Aşırı şüphecilik ve aşırı hayal kurma fazla çalışmasında ortaya çıkar.

Bu çakra dengede ise:  kişinin iradesi güçlüdür. Sezgileri çok kuvvetlidir. Kendine güveni tamdır.

http://www.kuantumdaben.com


Yorum bırakın

5. Çakra – Boğaz Çakrası

boğaz çakrasıYeri boğaz çukurunun tam karşısına denk gelen omurganın olduğu yerdedir. Tiroid bezleri, boğaz, ağız, dişleri, diş etleri, sindirim borusu, nefes borusu, çene, kulak ve boyun omurunu kontrol eder.

İletişim kurma, kendini ifade edebilme, anlama yeteneği, irade, inanç, tat almak bu çakraya bağlıdır.

Elementi eterdir. Rengi mavidir.

Boğaz çakrası bir anlamda bedensel ve ruhsal gelişim arasında dengeyi sağlamaktadır. Aynı zamanda kişinin kendini ifade ettiği iletişim merkezidir. İnsanın iç ve dış dünyadaki iletişimi boğaz çakrası tarafından sağlanır. Üst enerji seviyeleri ile alakalı olan 6. Ve 7. Çakralar ile kalp ve diğer çakralar arasında geçit görevi görmektedir.

Bu çakrada iyi ve kötü ayrımı yoktur. Yaşanan herşey bir deneyimdir kavramı ağır basmaktadır.

İnsanın iç sesini dinlemesi ve kendini doğru ifade edebilmesi bu çakranın iyi çalışması ile mümkündür.

Bu çakra az çalışıyor ise: saman altından su yürüten, güvenilmez, zayıf karakterli, ürkek bir yapı sergiler. Boğaz hastalıkları, ağız ve dişeti sorunları az çalışma ile alakalı olabilmektedir. Konuşma korkusu, sessiz kalma isteği ve sır tutamama özellikleri az çalışma ile ilişkilendirilebilir.

Bu çakra fazla çalışıyor ise: kişi sazı eline alıp bırakmayan, sürekli kendisi konuşarak başkalarına ifade hakkı vermeyen, kendini Okumaya devam et →


Yorum bırakın

4.Çakra – Kalp Çakrası

kalp çakrasıYeri kalbin hemen arkasındaki omurgadadır timüs bezine çok yakındır. Rengi yeşil veya pembedir.

Elementi havadır. Dokunma duygusunu yönetir. Kalp, akciğer, timüs bezi, kan dolaşım merkezi, kollar ve diyafram etki alanındadır. Vücuttaki en güçlü çakradır.

Sevgi, güven, umut, sıcaklık, sevecenlik, bağışlama, kin, öfke, ihtiras, keder gibi duyguları yönetir.

Bu çakra gerçek mutluluk ve sevginin merkezidir. Kalp, tanrının var olduğu yer olarak bilindiğinden, ezoterik anlamda 4. Çakra, gökyüzü ve yeryüzünün buluştuğu nokta olarak da bilinir.

Kalp çakrasının enerjisi çok yüksektir ve açık olduğunda başka insanları bile şifalandırma gücüne sahiptir. Yeşil renk şifalandırma ve uyumu, pembe renk ise ilahi sevgiyi yansıtır.

Duyguların yer aldığı bölgede olmasından ötürü kalp çakrası dengede olan kişiler, edebiyat,  sanat, bilim gibi üretkenlik isteyen dallarda yaratıcılıkları üretme isteği yüksek seviyededir.

Bu çakra az çalışıyor ise: Üzülmekten korkan, kendine sürekli acıyan, paranoyaklık hisleri olan, kararsız, ilişkilerinde reddedilmekten korkan bir yapı sergiler. Yalnızlık, asosyallik, kendini sürekli kurban olarak görme duyguları da yaşanabilir. Astım, bronşit, kalp ve göğüs hastalıkları, sırt sorunları, yüksek tansiyon olarak belirtiler verebilir.

Bu çakra fazla çalışıyorsa: Kişi yaptığı her şeyi fedakarlık olarak değerlendiren, panik, öfkeli, abartan, çok talepkar olan duyguları sergileyebilir.

Bu çakra dengede ise: kişide hisleri ile hareket eden, optimist, sevdiklerine karşı verici, şefkatli, korkularından arınmış ve adaletli bir yapı görülmektedir.

http://www.kuantumdaben.com


Yorum bırakın

3. Çakra – Solar Plexus

solar pleksusMide bölgesinde, göbek deliği ile göğüs kafesi arasında yer alır. 3.çakra bedenin enerji merkezidir. Karın bölgesi, sindirim sistemi, karaciğer, dalak, pankreas ve böbrek bu çakranın etki alanındadır. Görme duyusunu da kontrol eder.  Manevi yaşam ve farkındalığın genişlemesi solar plexus çakra ile başlar. Rengi güneş sarısıdır. Elementi Ateştir.

Hayatta insanın yediği kazıkların depolandığı bölge de 3. çakranın etrafıdır. Hazımsızlıklar, mide yanmaları reflü, gaz sancıları gibi rahatsızlıklar Solar Plexus den kaynaklanır. Manevi yaşam ve farkındalığın genişlemesi 3. çakra ile başlar. Aynı zamanda bedenin dinamizminin ve hareketinin merkezidir.  Bu çakra mücevherlerle dolu çakra da denir çünkü burası ateşin merkezidir. Solar plexus çakrası güçlü olan kişinin eylemleri ve alışkanlıkları üzerinde de denetimi güçlü olduğu söylenir. Bu çakradaki güçlü ateşin tüm eski alışkanlıkları ve davranışları yakıp kül ederek arınmayı sağladığı eski yazıtlarda ifade edilmektedir.

Solar Plexus az çalışıyorsa: Kişi, başkalarının kendi hakkında ne düşündüğü ile aşırı ilgilenen, fikirleri bulanık güvensiz ve depresif bir tavır sergilenebilir. Hazım ile ilgili rahatsızlıkları vardır. Yanlızlıktan korkmak, kıskanç olmak, reddedlime korkusuna sahip olmak  çok şüpheci olmak da bu çakranın az çalıştığını gösterir.

Solar Plexus fazla çalışıyorsa: Kişi başkasının yönetmesine veya otoritesine tahammülü olmayan, aşırı çalışmaya düşkün, mükemmeliyetçi,  ezici, ilişkilerinden devamlı şikayet eden özellikler gösterebilir.

Solar Plexus dengede ise: Kişi neşeli, dışa dönük, kendine saygılı, zeki, becerikli, huzurlu yapıdadır.  İlişkilerinde rahat, hayalgücüne önem veren, sorumluluk duygusu olan ve sevdiğini rahatlıkla söyleyebilen bir yapıya sahip olur.

http://www.kuantumdaben.com


Yorum bırakın

2. Çakra – Sacral Çakra

2 çakraİkinci çakranın bir diğer adı da sakral çakradır. Kuyruk sokumu kemiği anlamına gelen sacrum kelimesinden türetilmiştir. Anlaşılacağı gibi tam kuyruk sokumu kemiğinde, cinsel organlar ile kuyruk sokumu arasında kalan bölgededir. Rengi turuncudur. Elementi “Su” dur.

Fiziksel etki alanı, cinsel organlar, pelvis, idrar yolları, apandisit ve kalın bağırsaktır. Cinsellik, zevk alma, yaratıcılık, arzu, duygusal gereksinimler, bağımlılık hisleri, ilişkiler bu çakra ile alakalıdır.

Sakral çakra Hint felsefesinde bilinçaltı ve bilinçdışı aklın zihinsel izlenimlerinin kaydolduğu veri bankası, bilgi deposu olarak da kabul edilir. Bu depo, beynin daha önceki tecrübeleri değerlendirerek şu an kişinin nasıl davranacağının yada nasıl nasıl hareket edeceğinin gerektiğinin değerlendirildiği yerlerden biridir.

Sakral çakra ağırlıklı olarak cinselliğin merkezi olsa da , duygusal ve fiziksel şeylerden haz duymak, hissetmek yada duyu organları yoluyla zevk almak konularını da yönetir.

Para kazanamama, cinsel konulardaki rahatsızlıklar, hayattan veya partnerinizden eski keyfi alamama, cinsel isteksizlik yada performans azlığının merkezi sakral çakradır. Pelvis bölgesindeki sorunlar, idrar yolları sorunları, kısırlık, cinsel organın işlevini yerine getirememesi, idrar yollarındaki sorunlar çoğu zaman, bu çakranın dengesiz olduğuna işaret eder.

Sakral çakra az çalışıyorsa: Aşırı çekingenlik, hassaslık, utangaçlık, hislerini saklama, değersizlik hissi, para ve güç kazanmakta  Okumaya devam et →


Yorum bırakın

1. Çakra – Kök Çakrası (Root Chakra)

kök çakra1. çakra olan kök çakrası adından da anlaşılacağı gibi insanın bireysel varlığının köküdür. Bu çakra vücudun dünya ile bağlantı yeri olduğundan dünya ile beden arasındaki enerji akışı bu çakradan sağlanır. Kısacası Evrenden aldığınız enerjilerin topraklamasını sağlar. Kuyruk sokumu ile cinsel organların arasında yer almaktadır. Rengi Kırmızıdır. Hint felsefesine göre Kundalini yani Ateş Yılanının uyuduğu yer olarak da adlandırılır. Elementi topraktır. Toprak ana ile iletişimi sağlar. Yaşamla olan bağlantı, barınma, güven hissi, sağlık bu çakra ile alakalıdır. Böbrek üstü bezlerini ve Adrenalin hormonunu yönetir.

Kök çakrası az çalıştığında: Hedeflerine ulaşamama hissi, güvensizlik duygusu, hayatta yaşama isteğinin azalması gibi duygular yaşanabilinir. Fazla kilo alma, birden sinirlenme bu çakranın az çalıştığının sinyallerini verir.  Cinsel anlamda kendisine karşı ilgisizlik, terkedilme korkusu, sevgilisine layık olmama duygusu verir.  Böbrekler ve yumurtalıklarda problemler yaşatabilir.

Kök çakrası fazla çalıştığında: Aç gözlülük, egoizm, aşırı kontrol tutkusu hislerini verebilir. Cinsel anlamda aşırı cinsellik isteği olan ve seçici olmayan bir dürtü verir.

Kök çakrası denge de ise; topraklama tam olarak yapılır yeni enerji ve bilgiler kolaylıkla tazelenir, sıhhat yerinde olur, eli açıklık hissi gelir.  Hayat enerjisi yükselir. Cinsellikte tam olarak karşısındakini hissedebilmek, sevecenlik ve insanın kendine tam olarak güvenme duygusu hissedilir.