Sizi ayakta tutan üç bacaklı masanın her bir ayağı farklı frekanstadır. İlk ayak ev ve ailedir. Masayı oluştururken ilk önce monte edilen ayaktır. Ne kadar sağlam ve ne kadar iyi yere monte edilirse, diğer ayakların yerlerini doğru tespit etmekte de o kadar kolaylaşır.
Evinde ve ailesinin içinde dengede olan kişi, aynı denge frekansını, diğer ayaklara da yayar. Bir anlamda bu ayağın özellikleri ve pozisyonu masanın yüksekliğini de tespit eder. Dik açıyla monte edilen ayak, taşıyacağı düzlem için en kuvvetli deso
tek pozisyonuna yerleştirilmiştir. Bu pozisyondaki ilk ayak, masanın seviyesini en üst imkanlara göre ayarlar, diğer ayaklardan bağımsız olarak da işlev görür. Diğer ayaklar masayı oluşturabilmek ve dengede olabilmek için ilki gibi dik açı ile en yüksek seviyelere göre ayarlanmak durumundadır. İlk ayak eğer belli bir açı ile yerleştirilirse diğer ayaklarda benzer açılarla ama ilk ayağa bağlanarak oluşmak zorundadır. Eğik monte edilen ayak aile içinde hafif huzursuzluklara işarettir.
İkinci ayak özgürlüktür. Ruhun özgürlüğü, medeni özgürlük ve ekonomik özgürlük bu ayaktır. Üçüncü ayak ise vicdandır. Koşulsuz karşılıksız sevgidir. Kalptir. Yaradanın yaratmış olduğu mucizeleri anlamak, hissetmek ve bu güzel ışığı farketmek, böylelikle sahip olduklarına şükretmektir.
Üç ayak dengede ve eşit güçte ise masanın yüzeyi su terazisine gelmiş ve harika bir düzlem oluşmuştur. Masa artık fonksiyoneldir. Yıllar geçer ve artık yeni oluşumlara hazır hale gelinmiştir. Masanın kapasitesini arttırmak gerekir. Masaya artık 4. ayak eklemek gerekliliğini hissedersiniz.
Dördüncü ayak sizce ne olabilir?
Dördüncü ayak cocuktur. 4. Ayak yere daha sağlam bastırır. Daha güvende olmak için sizi güçlü olmaya zorlar. Üç ayakla da masa stabil bir biçimde ayakta durur ama dördüncü Ayak masaya boyut değiştirtir. Masanın üzerini artık daha fazla bolluk ve bereket ile doldurmak gerekmektedir. Masanın kendi parçası ve tekamülün olgunlaşmanın simgesi olan dördüncü ayak, masa Okumaya devam et
İON AYAK DETOKSU
Vücudumuzda oluşan toksinler, asitler ve serbest radikallerin bir bölümü deri, böbrek, akciğer ve bağırsaklar yoluyla doğal olarak vücuttan atılır, fakat tamamı atılamaz. Ayak detoksu doğal yollarla atılamayan,veya atılması zaman alan toksinleri kullanılan elektroliz yöntemi sayesinde ise, bedenimizden sağlıklı bir biçimde atabilmeyi mümkün kılar.
Dolaşım sistemimizdeki kan, 22 dakikada tüm dolaşımını tamamlar. Bedenimizde biriken zararlı maddeler pozitif iyon yüküne sahiptir. Negatif–pozitif iyonların birbirlerini çekmesi esasıyla çalışan ayak detoks sistemi, negatif iyonlaşma ile osmos yöntemini kullanarak vücudumuzda bulunan pozitif iyon yüküne sahip toksinleri, asitleri ve serbest radikalleri mekanik olarak kendine çeker. Negatif iyonlaşma kritik değerleri aştığı zaman nano büyüklükten küçük zararlı maddeler ayak tabanında bulunan 2500’i aşkın ter bezi sayesinde dışarıya atılırlar.
Ayaklar veya eller suyun içine konur. Başka hiç birşeye gerek olmadan yarım saat içinde detoks makinası görevini tamamlar. Başlangıçta berrak olan su yerini renk değiştirmiş içinde tortular parçacılar köpükler olan bir sıvıya bırakmıştır. Yarım saat sonunda ilk olarak bir hafifleme rahatlama hissi gelir. Kan dolaşımı rahatlar, enerji yükselir.
Merkezimizde ayak detoksu süresi 30 dakikadır. Ayak detoksun seansı 100 TL. dir. Meditasyon seans paketi ile alındığında ayak detoksu seansı 50 TL.dir.




Baş ağrısı, yorgunluk şikayeti olanların yanı sıra kaygı, sıkıntı, stres problemi olanlar, akne problemi olanlar, eklem ağrıları çekenler, bel sertliği ve sırt ağrıları çekenler, alkol, sigara, kafein gibi maddeleri tüketenler, sağlıksız ortamlarda çalışanlar, ağır metallere mağdur kalanlar, kabızlık problemi ve sindirim bozuklukları çekenler, hormonlu ve katkılı gıdaları tüketenler, kimyasal ya da kozmetik maddeler kullananlar, hava kirliliğinin olduğu şehirlerde yaşayanlar, sağlık düzenini korumak isteyen herkes iyon ayak detoksu yaptırabilir.
Detoks ile vücut genel olarak temizlenir, organların fonksiyonlar düzelir ve tam kapasite çalışır, yüz rengi düzelir, selülit azalır, bağışıklık sistemi güçlenir, cilt gergin ve canlı hale gelir. Uyku problemleri azalır, uyanınca daha enerjik ve dinlenmiş hissedilir, sinirsel yorgunluğu kaldırır, toksinleri atma ile sorumlu olan organlara destek yapılır ve onların fonksiyonları düzelir.
Kanser olan ve kemoterapi tedavisi görenler veya diğer tıbbi tedavi sürecinde olanlar, son 6 ayda ameliyat geçirmiş olanlar, kalp pili taşıyanlar, hamile ve emziren bayanlar, 8 yaşından küçük çocuklar, organ nakli ameliyatı geçirenler için ayak detoksu tavsiye edilmez.
REİKİ Seansları
Reiki, stresi azaltan, fiziksel ve ruhsal rahatlamayı sağlayan, şifalanma sürecini hızlandıran Japon enerji tekniğidir. Eller ile değişik noktalara
dokunularak enerji aktarımı yapılmak suretiyle uygulanır.
Çok eski bir şifa yöntemi olan Reiki zaman içinde kaybolmuş, unutulmuş, daha sonra da 1900 lü yıllarda Master Mikao Usui’nin çok derin araştırmaları sonucunda tekrardan insanlığın yararına sunulmuştur. Reiki Japonca iki kelimenin bir araya gelmesinden oluşur. Rei – “Tanrının Bilgeliği, İhahi Güç, Öz Kaynak” anlamına gelir. Ki – “Yaşam Enerjisi” anlamına gelmektedir. Reiki – İlahi Yaşam Enerjisi, Evrensel Yaşam Enerjisi, Öz Kaynaktan Gelen Yaşam Enerjisi demektir.
Reiki iyi olma haline dayanan bir zihin – ruh – beden birlikteliğidir. Bizi evrensel yaşam enerjisinin farkındalığına ve şuurlu yaşamaya yöneltir. Reiki fiziksel ve ruhsal şifa tekniğidir. Tek ölçüt sevgi ile kullanmaktır.
Reiki herhangi bir din ya da inanç şekli değildir. Reiki enerjisi, her inanca sahip insan tarafından kolaylıkla uygulanabilir. Reiki, önce tıbbi çözümler der ve tıbbi tedaviye destek olma işlevindedir.
Reiki uygulayıcıları, hastalıkların teşhis ve tedavisinin, modern tıbbın ve doktorların işi olduğu konuşunsa hemfikirlerdir ve bu hususa özen gösterirler. Hastaların mutlaka tıbbi tedavi görmesi gerektiğini savunurlar.
Reiki enerjisi saf ve temiz olduğundan hiçbir yan etkisi veya zararı yoktur.
Reiki enerji seansında uygulayan ve uygulanan kişi etrafında ve vücudunda, saf ve temiz bir enerjinin gelerek ihtiyaç olan her yeri dengelediğini, azalan enerjiyi tamamladığını, negatif enerji blokajlarının çözüldüğünü, ihtiyacı olan bölgelerde şifalanma sürecinin başlattığını veya hızlandırdığını hissederler.
Bu enerji, duygusal, fiziksel ve zihinsel tüm problemlerde kullanılabilir.
Uygulayan kişi zaman içinde bu enerjiyi kullanmayı unutmaz, Reiki enerjisi kaybolmaz.
Reiki fiziksel, zihinsel, duygusal sorunların tümünde kullanılabilir.
Zamanla unutulmaz ve etkisi kaybolmaz. Reiki enerjisi bir Master tarafından danışana verilir. Reikide bir inisiyasyon – uyumlanma sistemi vardır. Her insanda bulunan enerji aktarımı kabiliyetinin uygun olarak ayarlanması gerekmektedir. Reiki enerjisini bir FM radyo kanalı gibi düşünün. Reiki uygulamak isteyen kişi de bir radyo olsun. Reiki Master sizin radyonuzun ayar düğmesi ile o yayını alacak frekansa getirir. Uyumlanmış olan kişi, kendine, başkasına, bitki, hayvan ya da başka canlılara Reiki enerjisini aktarabilir. Doğal şifalı taşları kodlayabilir.
Usui Reiki de Reiki 1, Reiki 2, Reiki 3 ve Reiki Master olmak üzere dört seviye vardır.
Reiki’nin temelinde Ruhu ve Bedeni Şifalandırabilmenin farkındalığına ulaştırabilme, Ruhsal ve Bedensel Dengeye oturtabilmeye yardım vardır. Reiki enerjilerinin şifa etkilerini görebilmek için, bu enerjinin uygulandığı kişinin, kendi şifalanma sorumluluğunu alması ve şifalanma sürecinde aktif rol oynaması gerekir.
İşin özü, Reiki Uygulayıcısı, danışan için kapının kilidini açar. Kapıyı açıp ileriye adım atmak danışanın elindedir. Ruh ve Beden dengesi sağlandığında Yaşam Enerjileri Uyum içinde akar.
Reiki enerji terapisi seanslarımız yaklaşık 1saat sürmektedir. Seans ücreti 450 TL dir.
Serkan Sorguç Usui Reiki Master’dır.
Fiziksel, duygusal, zihinsel şifadır. Ruh ve beden dengesinin sağlanmasına yarar.
Evrensel enerjiye bağlayarak saf ve temiz enerji almanızı sağlar.
Rahatsızlıkları ve onların nedenlerini şifalandırır.
Akut ve kronik hastalıkların iyileşmesinde faydalıdır.
Ağrıları azaltır ve yavaş yavaş giderir.
Bilinçaltınızdan kaynaklanan sorunları tedavi eder.
Stresi azaltır. Rahatlatır.
Bağımlılıklardan ve kötü alışkanlıklardan kurtulmayı hızlandırır.
İlaçların yan etkilerini azaltmaya yardımcı olur.
Uykusuzluk problemini azaltır.
Daha çok enerji ve mutluluk verir.
Cinsel sorunların giderilmesinde yardımcı olur.
Çakraları dengeler, enerji akışını arttırır.
Bağışıklık sistemini güçlendirir. Şifalanma sürecini hızlandırır.
Mevcut hastalıkların ilerlemesini durdurur.
Toksinlerin atılmasını sağlar.
Negatif enerji blokajlarını yok eder.
Düşüncelerinizi doğru noktaya yönlendirmenize yardım eder.
Konsantrasyon problemi olanlara faydalıdır.
İmtihan yada mülakat heyecanının giderilmesinde fayda sağlar.
Hayata, bedene, ruha denge getirir.
Anlayışı ve farkındalığı arttırır.
Bak, Gör, Farket Yeter…
Dün almış olduğum geliştirilmiş sürüş motosiklet eğitiminde Halil Hocam, bana “ Bakarsan Görürsün, Görürsen Fark edersin, Fark edersen Analiz Edebilirsin, böylelikle tehlikelerden uzak durabilirsin ve güvenli sürüş yapabilirsin” dedi. Halil Hocam bu cümle ile bana aslında sadece ileri sürüş eğitimi değil bir hayat dersi vermiş oldu. Acaba kaçımız gerçekten bakmayı biliyor ya da doğru yere doğru şekilde bakabiliyoruz? Sizce eskilerin “Hep Başını Dik Tut” dedikleri atasözü, aslında hangi gizemi içinde barındırıyor?
Bu atasözü acaba bize “İleriyi Gör” mü demek istiyor?
Başınızı dik tuttuğunuzda ileriyi görebilirsiniz. Bir otomobilde veya bir trende seyahat ettiğinizi hayal edin. Başınız aşağı doğru olduğu zaman ya da öne doğru eğik olduğunda, önünüzdeki asfaltın çok büyük bir hızla altından aktığını görürsünüz. Aslında gerçek hızınız bu mudur? Yere doğru baktığınızda size 70 km/h gibi gelen hız, başınızı kaldırıp ileri doğru baktığınızda aslında 30-40 km/h gibi gelir. Hayatta da, ileriye doğru bakmak lazım. Eğer biz önümüzdeki engellere, sorunlara doğru baktığımız zaman, bu engeller bize çok büyük, zor veya aşılamaz gibi gelir. Yaşadığımız hayat ve koşullar da bize çok hızlıdır. Bir türlü yakalayamayız, altımızdan kayıp gider.
Üçüncü Göz aktivasyonunda da yer alan, muma bakarak meditasyon yapmak, mumun arkasına bakmak, Aura görebilmek için o kişinin öncelikle başının üstüne ve ilerisine doğru bakmak, bize gizemli yollarla hep ileriye bakmanın önemini anlatır.
Bizler ileriye doğru baktıkça, hayatımızı görürüz, hedeflerimizi görürüz ve bunun keyfine varırız. Yere doğru bakarsak önümüzdeki engeller git gide büyür ve takılır düşeriz. Siz televizyonlarda veya podyumlarda önüne doğru bakarak yürüyen bir manken hiç gördünüz mü? Hepsi sanki Okumaya devam et
Üç Yol..
Hayatınızı değiştirmeye karar verdiğinizde, saplanmış olduğunuz çamurdan çıkabilmek için altınızdaki aracı bile feda etme durumuna geldiğinizde, size yardımcı olacak çeşitli yöntemler ararsınız. Bu noktada, yakın çevrenizden, arkadaşlarınızdan tavsiyeler, size doğru akın akın gelmeye başlar. Tıpkı rejim yapmaya karar verdiğinizde, arkadaşlarınızın uyguladığı birbirinden çok farklı diyet yöntemleri gibi, herkes ya duyduklarını ya da deneyimleyerek kendilerinde olumlu sonuç vermiş olan yöntemleri sizlerle paylaşır. Bu yöntemlerin bir kısmı sizin düzeninize, günlük hayat akışınıza uymaz ya da uygulanması zor gelir. Bir kısmı da aslında kolaylıkla yapabileceğiniz şeylerdir.
Kolay veya zor, hayrınıza olacak yöntemi niyet ederek seçtiğinizde, hayatınız bu yeni yöntemlerin de yardımı ile tekrardan şekillenmeye başlayacaktır. Bazen bu değişimi çok hızlı yaşarsınız, bazen de hiçbir değişiklik olmadı ki dersiniz ama arka planda gerçekleşen ve zamanla farkedeceğiniz büyük değişimi algılayamazsınız. Sonra kendi kendinize kaldığınızda, o günden sonrasını değerlendirdiğinizde ” ya aslında çok işe yaramış ben aceleci davranmışım” dersiniz.
Yöntem ve süreç ne olursa olsun, hayatınız hayrınıza olacak şekilde değişmeye başladığında önünüze üç ayrı yol gelir.
Bunlardan birincisi, değişimi kucaklayarak aynı yöntemleri bir sporcu disiplini ile bozmadan devam etmektir. Önünüze çıkan çeşitli zorlukları, sizi bataklıktan kurtaran yöntemi kullanarak bertaraf edebilmek artık sizin için çok kolaydır. İdeal gözükse de bu yolu seçebilenlerin sayısı azdır.
İkinci yol hayatınız arzu ettiğiniz yola girmeye başladıktan sonra, bu güzellikleri kaybetme korkusu ile süslenmiş olan yoldur. “Aman nazar değmesin, aman şu kişiden uzak durayım, acaba bu bakış beni etkiler mi, bunu diyerek bana ne gibi bir enerji yolladı?…” Genelde insanların yol ayrımında seçtiği yol budur. Kendine güveninin azaldığı, uzun zamandır ilk defa yükselmeye başlamışken bu ivmeyi kaybetme korkusu, sizi Okumaya devam et
Negatif Enerjilerden Korunma
Yaşadığımız dünyada her şey enerjilerden oluşmaktadır. Her bir canlı varlığın bir enerjisi vardır ve her bir enerjinin de titreşim frekansı vardır. Bu frekansların bazıları insan gözünün algılayabileceği aralıktadır, dolayısı ile görünürler. Diğerleri de bu frekansın dışında olduğundan gözükmezler. Bir şeyin göz ile görünmemesi onun var olmadığı anlamına gelmez. Negatif enerjiler diye nitelendirdiğiniz şeyler, aslında hayrınıza olmayan enerjileri, başkalarının size bilerek ya da bilmeden attığı enerji kancalarını, enerji etkileşiminde bulunduğunuz veya enerji kanalına girdiğiniz kişiden kendi üzerinize aldığınız hayrınıza olmayan enerjileri, ah edilerek, beddua edilerek veya bilinçli olarak size yollanmış bir takım başka boyut enerjilerini kapsar.
Eski zamanlarda, negatif enerjiler ve korunma yolları, sadece küçük ve özel bir grup insan tarafından bilinirdi. Bu grup, şamanlardan, şifacılardan, din adamlarından, cadılardan, büyücülerden, sihirbazlardan, kahinlerden ve bunun gibi mistik enerjiler ile uğraşan kişilerden oluşurdu. Özellikle son beş yıldır farkındalıkların artması, bilgi akışının çoğalması ve hızlanması, kadim bilgilerin ve yöntemlerin daha kolay algılanmasına ve uygulanabilmesine imkan sağlamıştır.
Negatif enerjiyi nasıl anlarız? Hayatınızda yaşadığınız ve ardı ardına gelen aksilikler, tıkanıklıklar, kısır döngüler, anlam veremediğiniz korkular, kabuslar, davranışlarınızdaki ani değişiklikler, ilişki veya parasal durumunuzdaki ani düşüşler, özellikler bir kişi ile görüştükten sonra ya da bir yerden çıktıktan sonra şiddetli baş ağrısı veya halsiz düşme hissi, sürekli negatifi düşünmek ve çağırmak, vücudunuzdaki ani soğuma hissi, Okumaya devam et
Bilmeden Enerji Kanalına Girmek
İyi olmak, ilerlemek istersiniz. Hayatınızda alışkanlıklarınız, bağımlılıklarınız, artık size tek düze, sıkıcı ve keyifsiz gelmeye başlamıştır. Aslında yıllar içinde yaşlanan sadece siz değilsinizdir. İlişkinizde, işinizden almış olduğunuz haz da, değer verdikleriniz de hep birlikte yaşlanmakta, tutku, bağ, sevgi ve muhabbet her geçen gün azalmaktadır. Aslında gerçekten azalmakta mıdır? Yoksa hergün aynı şeyleri benzer senaryolarla üst üste yaşamak sizi monotonluğa mı itmektedir?
Hayatınızda artık bir değişim yapma zamanınız gelmiştir. En basit yöntem, önce kitapçılara gitmek olur. Çok satanlar kısmını incelersiniz. İçinizdeki ses, size iyi gelecek, sorununuzu tespit ederek bunları gidermenize yardım edecek, iyi bir kişisel gelişim kitabının olup olmadığını sormaya başlamıştır artık.
Hemen arkadaşlarınızdan duyduğunuz ya da reklamını gördüğünüz kitaplardan bir ya da iki tanesini alır ve akşam eve gittiğinizde birine başlamaya niyet edersiniz. Bu akşam kendim için artık yeni bir sayfa açıyorum dersiniz. Okuduğunuz kitaplarla empati kurar ve yazılan yazılarda kendinizi görmeye başlarsınız. Söylenenler, yazılanlar ve tavsiye edilenler, şimdiye kadar uygulamaktan korktuğunuz ya da üşendiğiniz basit ama etkili yöntemlerdir. Bir kaç gün içinde bazı şeyler iyi yönde ilerlemeye başlamıştır. Bu durumdan hem keyif almaya başlarsınız hem de hemen etrafınızdaki arkadaşlarınıza yardım etmeye, onları da şifalandırmaya çalışırsınız. Onlar da iyi olsun, onlar da etrafındaki çemberleri kırsınlar istersiniz. Onların dertlerini sıkıntılarını dinler, yeni öğrenmiş olduğunuz bilgiler ile onlara çözüm olmaya çabalarsınız. Farkında olmadan o kişinin enerji kanalına girerek o kişiye kanal olmaya başlarsınız. Halk arasında günde binlerce yapılan, bir kişinin diğerinin enerji kanalına girdiği en basit yöntem kahve falı bakmaktır. Hep dersiniz ya ” aman ben atıyorum tutuyor yada kendimce gördüğüm şekilleri hayvan figürlerini yorumluyorum, oluyor…” Aslında o kişinin enerji kanalında gördüklerinizi Okumaya devam et
Ben İyi Olayım Da….
Bunca yıldır hep düzgün davranmaya, doğru bir insan olmaya ve ailenizin, komşularınızın, bulunduğunuz yörenin gelenek ve göreneklerine göre hareket etmeye çalıştınız değil mi?
Ben elimden geleni yapayım da, ben hatasız olayım da, aman bana bir laf gelmesin…
Birisinin bir laf söylemesinden o kadar korktunuz ki, eve gelen misafire eviniz tertemiz olsa da evinizde oldukları süre içinde bir hata ya da bir eksik gözlerine ilişmesin, size eleştiride bulunmasınlar diye, daha misafir kapıdayken sıcak bir hoşgeldinin ardından ilk sözünüz “kusura bakmayın ev biraz dağınık ama…” olur. Bu cümleniz, hiç akıllarında yokken, misafirin dikkatini eksik yada dağınıklık aramaya odaklamaktan başka hiçbir işe yaramaz.
Elinizin lezzeti tartışılmaz güzellikte olsa bile, değer verdiğiniz biri yemeğe başalamadan önce ” kıyma biraz az oldu, biber biraz acıymış veya işten geç geldim sanırım, çok pişiremedim diyerek topu hemen oyun dışına atarsınız. Tatile gitm Okumaya devam et
Hayatınızdaki En Büyük Zenginliğiniz Nedir?
Bu soruya sadece bir tek cevap hakkınız olsa siz hangi cevabı verirdiniz? Basit gibi gözükse de, sorunun cevabı için beyniniz çok gelişmiş bir bilgisayar gibi davrandı ve iyi yada kötü bir çok anıyı, yaşanmışlıkları, birkaç saniye içinde gözünüzün önünden geçirdi değil mi?
Gelin bu soruya verilen bazı cevapları bir görelim.
Sağlık, evlat, huzur, aile, eş, para, dost, özgürlük, ben, sağlıklı nefes almak, yaşam sevinci, sabır, tecrübe , sevgi, hayat, umut, şans, kariyer, güzellik… Aslında verilen cevaplar sizin elde ettiklerinizden öte, kaybetmek istemedikleriniz veya vazgeçemediklerinizdir.
Bu cevaplarla siz aslında vücudunuzdaki en hasas, en güçlü olmaya ihytiyacı olan ve korunması gereken çakranızın yerini işaret etmiş oluyorsunuz. Örneğin, anne baba ve kardeş, hayattan keyif alma, dengede kalma ve huzur kök çakradır. Para, eş, sevgili, kariyer, cinsellik, çocuk, üretkenlik, yaratıcılık sakral çakradır. İletişim, vefa, sadakat ve iç huzuru solar pleksus, sevmek ve sevilmek, dost, arkadaş, vicdan, yaşam sevinci, kişinin kendi özü “ben” ve Tanrı sevgisi ise kalp çakrasıdır. Özgürlük,ifade, nefes boğaz çakrasıdır. Hissetmek, algı, öngörü, korunma ihtiyacı, ihtiyat, atılım ise üçüncü gözdür. Enerji, Evren ve Yaradan ise tepe çakrasıdır.
Yukarıdaki soruya vermiş olduğunuz cevabı aynı zamanda yaşıyabiliyorsanız, o çakranız dengede ve güçlüsünüzdür. Verdiğiniz cevap, Okumaya devam et
Kıymetlimin Ardından
Sonsuzluğa uğurladığınız, hayattayken hiç sizi terk etmeyecek sandığınız bir anne, bir baba, bir eş, bir kardeş yada bir evlat, sizce sadece bu dünyadaki zamanı dolduğu ve nurlar içinde Yaradana kavuştuğu günün yıl dönümlerinde mi hatırlanır?
Yoksa onunla paylaştığınız iyi veya kötü her olay, her hatıra, kalbinizden size onu anımsattığı zaman mı?
Bu hayatta eşiniz, sevgiliniz ile anneniz babaniz ile kardeşiniz ile ve en önemlisi çocuklarınız ile, kıymetini bilerek ve var olduğunun değerini anlayarak geçirdiğiniz her an kaliteli zamandır. Bu zaman çok kıymetlidir. Sevdiğiniz kişilerle kaliteli zaman geçirmeyi ihmal etmeyin. Şimdiye kadar ihmal etmişseniz de geminizin rotasını şu andan itibaren onlara çevirin. Unutmayın, sizin kum saatiniz dolduğunda geride kalanlar, yılda bir gün degil, o zamanları kalplerinde hissettikleri her an veya kendi sevdikleri ile bu deneyimlerin benzerlerini tekrar ettiklerinde hep sizi hatırlayacak ve ruhlarında hep sizi yaşayacaklardır.
Bu yazı benim için, sene-i devriyesi bugün olan ve Sonsuz yolculuğunda, nurlar içinde uğurlağdığım Canım Anneme, sizin için de bu hayatta en çok özlediğiniz ve Ebediyete intikal eden tüm sevdiklerinize ithaf olunur.. Nur içinde yat. … Sevgiyle Serkan Sorguç Meditasyon –Kuantumdaben.com
