İyi insan olmanın bazı bedelleri vardır. Bu diyet, bana, sana, herkese geçerlidir. Yaradan sana bir takım özel yetenekler, ve herşeyden önemlisi, özel bir kalp veriyorsa; bunun gereğini yapmak lazımdır. Gerçekten ihtiyacı olana yardım etmek, iyi bir kalbin iyi insan olmanın olmazsa olmazıdır. Hep iyi insan olun. Doğruluktan, vicdandan ayrılmayın. İşte o zaman Yaradanın arzuladığı saf ve temiz ışık olursunuz. Ben kendi adıma, bu ışık olabilmek adına adım atmaya, eksikliklerimi gidermeye ve iyi bir insan olmaya niyet ediyorum. Siz de edin. Pişman olmazsınız. Sevgiler Serkan Sorguç ŞifaChi
Olumlama
Günün Olumlaması: Bugün uzun süredir yapmadığım, yapamadığım birşeyi tekrardan yapmayı seçiyorum. Kendi gözlerimin içine aynada dikkatlice bakmayı, gözbebeğimin içindeki ışığı farketmeyi seçiyorum. Hayat önüme hangi koşulları, hangi seçimleri, hangi zorlukları çıkarttıysa da hepsini kabule geçiyorum. Her ne haşadıysam yaşadım, her neyi deneyimlediysem deneyimledim. Bunların hiçbiri, benim beden ve ruh sağlığımdan önemli değil. Kendimi farketmeyi, kendime vakit ayırmayı, değerli hissetmeyi ve sağlıklı olmayı seçiyorum. Ben sağlıklı oldukça etrafımı şifalandırdığımın farkındayım. Ben kendimi sevdikçe etrafımdaki herkese bu sevgiyi iletirim. Şu andan itibaren hayatıma aşkı, sevgiyi, bolluk ve bereketi, sağlığı ve neşeyi çağırıyorum. Ben kendime kendimi çağırıyorum. Ben aşkım, sevgiyim, mutluluğum, huzurum, bolluk ve bereketim. İçimdeki Yaradan Aşkına şükürler olsun. Sahip olduğum herşeye şükürler olsun. Sevgiyle Serkan Sorguç ŞifaChi
Kendine hediye ver
Yeni birşeyler denemekten korkma.Hayatında yeni ve farklı bir şeylere adım attığında, herkesi aynı anda aynı şekilde mutlu edemiyebilirsin. Hatta bu değişiklikler bazılarının işine gelmeyebilir. Senin o çerçevende stabil ve sabit olmana alışmışlardır. Yenilenmen adım atman, belkide uyanmanı ve kim olduğunu hatırlamanı sağlayacaktır. Gözündeki ilizyon perdesi aralanıp kalbinin ışığını görmeye başladığında, başkalarının sesini değil kalbinin sesini dinlemeye ve ruhunun arzuladığını yaşamaya başlıyacaksın. Bugün bir değişiklik yap ve kalbini dinle ve kendini değerli hissettirecek ne varsa onu yap. Aynaya bak ve ona bugün mutlu olacağı bir hediye ver. Çünkü artık buna ihtiyacın var.
Uyan ve ne kadar değerli olduğunu hatırla. Sevgiler Serkan Sorguç ŞifaChi -sifachi.com
Herşeyi kontrol edemezsin
Herşeyi kontrol etmek takıntından kurtulmadığın sürece, kontrol etmeye çalıştığın herşeyin kölesi olursun. Bağışıkşık sistemin zayıfladığında ya da duygusal bir anında tüm kontrolü kaybedersin. Kendini bir anda büyük bir girdabın içinde bulursun. Hayatın akışını, kendi dengelerini hatırla. Neden bu kadar kontrol delisi olduğunu anla. Kaybetme korkun var. Yine aynı hatayı yapma korkun var. Herşeyden önemlisi tekrar kalbinin kırılması korkun var.Bu korkularınla yüzleş ve dönüştürerek enerji alanından evrene serbet bırak.
Sevgiler Serkan Sorguç ŞifaChi- sifachi.com
Ya Hep Ya Hiç
Hayatımızda hep tam olmaya, bütün olmaya çalışırız. Yaptığımız her işi tam ve mükemmel olmasını hedefleriz. Mükemmele ulaşma yolunda çabalarız. Hep bir yer eksik kalır. Tam ve bütün olmak, ruhun ve bedenin tekamül etmesi ile gerçekleşir. Tasavvuf felsefesinde tekamülün adı Hiçliktir, hiç olmaktır. Hiç olmak, ilk algıladığımızda kelime anlamıyla yok olmak gibi gelse de, tasavvuftaki manası, nefsi körelten ruhun saflığını güzelliğini gölgeleyen tüm unsurlardan arınmaktır. Dengeye gelebilmek ve dengede olabilmektir. Günlük hayatımızda kullandığımız kelimelerin derin manalarına hiç dikkat etmeyiz. “Ya Hep Ya Hiç” derken aslında aynı kavramları ifade etmekteyiz. Bütün olmak, dengede olmak, nötr olmak.
Biz günlük hayatta nötr olmayı ne kadar başarabiliyoruz? Hep bir taraf olma hali içindeyiz değil mi? Halbuki matematikte toplamadaki Sıfır ve çarpmadaki Bir sayıları ne kadar rahattır. Kimse onlardan bir parça kopartmaya, menfaat sağlamaya çalışmaz…
Tarafsız olabilmek, dengede Ego’nun arka plandaki sesini kısarak kalbin içinden gelen o yumuşacık sesi dinlemeye çalışmakla mümkün olur. Egonun sesi gür çıkar, çünkü bu ses beyinden gelir ve beyin kulağa yakındır. Ruhunun sesi, içimizdeki çocuğun sesi de kalpten gelir, daha kısıktır daha yumuşaktır.
Beyin taraflıdır çünkü çift polarlıdır. Çift kutupludur. Beynin sağ ve sol lobu vardır. Çift polarlı elektro manyetik dalga yayar ve kapsama alanı yaklaşık bir metrekaredir. Beyin hep taraflıdır. kendi için en iyi tarafı seçmeye çalışır.
Kalp tek polardır yani tek kutupludur. Bir bebeğin oluşan ilk organıdır. Otuz, kırk metrekare kadar elektromanyetik dalga yayabilen kalpler bulunmaktadır. Saflığı, yaşamı, hep ve hiç olmayı, koşulsuz karşılıksız sevgiyi, ruhu ve ilahi aşkı temsil eder.
Kalp sırf kendini değil çevreyi de hissetmeye bütünü algılamaya ayarlanmıştır.
Kalp ve Beyin, bu iki mükemmel organ bize hayatın dengede olmasını anlatan en iyi örnektir. Kalp vicdanı temsil eder, Beyin ise muhakeme gücünü temsil eder.
Sırf kalbi ile hareket eden insan, dışarıdaki tehlikelere karşı, dengede olmayan insanlara veya sırf egosuyla hareket eden kişilere karşı korunaksız olur. Aldatılmaya, kandırılmaya veya ayağına çelme takılarak düşürülmeye karşı savunmasızdır.
Sırf aklı ile hareket eden kişi de zaman içinde sevgisiz kalır. Sevmenin ve sevilmenin ne kadar muhteşem bir şey olduğunu unutur. Çok dar bir çerçevede hayatını devam ettirir. Kendi yaratmış olduğu çok korunaklı kalesine kendini güvende sansa da aslında mutsuzdur. Hep eksik hisseder. Egonun ve aklın ördüğü o sağlam duvarlar, onu dış etkilere karşı korusa da, zamanla kendini hapsettiğinin farkına varmanın ağırlığını yaşar.
Başarı, güç ve para; sevgi, huzur, mutluluk ve aşk ile birlikte olduğu zaman bir anlam taşır. Sağlığın olmadığında, paran olmuş, seni sevenler olmadığında başarın olmuş, aşkın olmadığında, huzurun olmadığında gücün olmuş ne yazar?
Yüce Yaradan insana iki mükemmel sistem vermiş ve bunları birbirlerine iki karış mesafeye koymuş. Beyin ve Kalp. Dengede kalabilmeyi başarmak, arınmak, mutlu olmak, ya hepe ya hiçe ulaşmak için bu iki organı iyi kullanmak lazım. Akıl ve Vicdan.
Mevlana’nın ve Şems’in dediği gibi “Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.
Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer Tanrı dendi mi evvele aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.
Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. “Aman sakın kendini” diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: “bırak kendini, yap gitsin!”
Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur…” Hayatınızda, akıl ve vicdanın dengesini tam olarak yaşayarak, mutluluğa , başarıya, sevgiye, güce aşka ve berekete çabucak ulaşmanız dileği ile… Sevgiyle Serkan Sorguç ŞifaChi – sifachi.com
Üç yanlış bir doğru değerinde midir?
Neden 3 Yanlış 1 Doğruyu Götürür?Çocukluğumuzdan beri yaşamımızın bir parçası haline gelmiş bizlerinde aynı kalıbı çocuklarımıza yaşattığımız bu formülü, kim ve neden bulmuştur?
Bu güne kadar hayatınızın hiç bir noktasında, “3 doğru 1 yanlışı götürücek” dedikleri bir durumla karşılaştınız mı?
Hayat bir dengedir, Ying Yang gibi, siyah beyazla, gece gündüzle, iyi kötüyle, savaş barışla, zayıf güçlüyle, kuru ıslakla, mutlu üzgünle, hızlı yavaşla, tamamlanır dengelenir ve anlam bulur.
Küçük yaşlarda, at yarışı gibi hazırtıldığımız imtihanlardan bu yana, içimizdeki dengede hep bir nokta eksik kalmıştır. Bu da 3 doğrunun 1 yanlışı götürmesidir.
Hayat imtihanının adımlarını atarken, en azından böyle bir formülü kendiniz için ve varsa çocuklarınız için yaratıp, hayata geçirebilmeniz sizi dengeler ve güçlendirir.
Yakın çevrenize bakın, hep hırslı anneler, hırslı babalar, çocukları en iyisini yapsın, imtihanlarda en başarılısını gerçekleştirsin, hep herşeyin en yükseğinde olsun diye, çocukları zorlar dururlar, onlara nefes aldırmazlar. Oğlu veya kızı, illaki özel ders alacak, pazar günü de kafasını kaldırmadan çalışacak, onu yapacak şunu yapacak. Peki ya bu çocuk hayatında ne zaman normali deneyimleyecek ? Ying Yang felsefesini hiç unutmamak gerekir. Siz çocuğunuz için en iyiyi hedeflerken, o süreçte daha mutlu olabileceği normali ve onun koşullarını hem kaçırmış hemde göz ardı etmiş oluyorsunuz. Bu tür hırsların çoğunun altında yatan gerçek, ‘3 yanlış 1 doğruyu götürür’ gerçeğidir. O anne ya da o baba, kendi zamanında yapamadığı başarıyı, yani onun bilinçaltına göre (1 yanlışı) çocuğunda (1doğru) olarak deneyimlemek ister.
Kendi zamanında çok piano çalmak istemiştir ve o veya bu şekilde olmamıştır. Bu o ebeveyine göre (1 yanlıştır), çocuğunda (1 doğru) olarak iyi bir piyanist olmasını bekler.
Hemen eve piano alınır, hoca ayarlanır haftada bir gün dersler başlar. Çocuk asıl kendi istediğine, heves edip deneyimlemek istediklerine vakit ayıramadığı için, ya müzik konseptinden sıkılır ya bunalır ya da isyan ederek piano çalmayı bırakır. Az bir kısmı da annesi yada babası üzülmesin diye bir süre bu işi devam ettirir ama gözündeki ışık artık yoktur.
Hayatınızda ve çocuklarınızın hayatında dengeye ulaşmak için, bazen o sımsıkı tuttuğunuz halata biraz boşluk vermeniz gerekir. Gemici dilinde buna kalama bırskmak denir. Avucunuzu biraz gevşetirseniz yanlışlar doğruya dönmeye başlar. Huzur gelir, başarı gelir, mutluluk gelir. İşte o zaman siz ” 3 doğru 1 yanlışı götürür” gemisinin kaptanı olursunuz. Dalgalar yok olur ve sakin sularda keyifle yolculuk yaparsınız. Denge artık size yanlışları doğruya çevirmeyi öğretir ve güzellikleri, mutlulukları, huzuru yaşatır. Hayatınızda doğruları, sevgiyi aşkı, huzuru çoğaltmanız dileğimle… Sevgiyle Serkan Sorguç ŞifaChi
Tıkanıklığı anlamak
Bir anda paranızın ve size akan bereketinizin kapanmaya başladığını hissettiğinizde, başaşağı inen bir uçağın yere çarpmasını engellemek için acilen durum değerlendirmesi yapmanız gerekir. Nerede terslik var ben nerede eksik birşeyler yaptım, kafamdaki projeyi daha gerçekleşmeden kimlere anlattım, kimin yaptığı işin yada verdiği emeğin karşılığını vermedim. Bu tıkanıklık bir nazardan mı?
Bana birşey mi anlatıyor?
Yoksa ben birilerine ödemem gerekeni farkında olarak veya olmadan vermedim mi?
Nazar ise ve kimden geldiğini tahmin edebiliyorsanız çeşitli enerji temizleme yöntemleri ile kendinizi arındırabilsiniz.
Vermeniz gereken bir para ise, o miktarı temin edip borcunuzu kapatabilirsiniz.
En zoru acaba size ne anlatıyoru bulmaktır. Cevabı bulabilmek, dengede olmayı gerektirir. Deneme yanılma yaparak çok zaman kaybedeceğinize, bir yarım saat kendinize ayırın 8(sayıda burundan nefes al)-4(sayıda nefesi tut)-6(sayıda nefesi ağızdan ver) ritmi ile burnunuzdan nefes alıp ağzınızdan verin. Gözlerinizi kapatın ve gözler kapalıyken iki göğüsün ortasındaki noktaya yani kalp çakrasına bakın ve sorun içinize bu tıkanıklık ve akışta azalma bana neyi anlatıyor? Gelen cevaplara siz bile şaşıracaksınız. Kalbinizin sesini dinleyin. Kendinizi yıpratıp tüketmeyin. Mutlu olacağınız şekilde, sevgi bulduğunuz ve verdiğiniz yerde çalışın ve yaşayın.
Unutmayın bu uçağın pilotu sizsiniz. Siz olmadan uçamaz. Uyanın, silkelenin ve uçağın burnunu yukarı kaldırın.
Sevgiyle Serkan Sorguç ŞifaChi- sifachi.com
Üç Kelime
Eğer canızdan çok sevdiğiniz bir kızınız ya da oğlunuz varsa her zaman ‘onun için en iyisi olsun, en iyisini yaşasın, hayatta hep güçlü dursun,’ diye çabalar durursunuz. Bazen onu motive etmek için sözler verirsiniz ve tutarsınız. Bazen kariyerinde ilerlesin diye ‘bir işe girsin gerisini ben tamamlarım’ dersiniz. Bazen de işinizi, gücünüzü, kendinize ayırmamız gereken tüm zamanınızı ve diğer herşeyi bırakıp, hayatınızı, o canınızın parçası meleğinize adarsınız. Engebeli, çukurlu, yorucu ve yıpratıcı bir sürü zorlukları geçerken veya geçtikten sonra, yavrunuzun bir anda hem kendini hem de beklentilerinizdeki kişiyi aştığını gördüğünüzde, göz yaşlarınız hapis olduğu yerden kurtulur ve o pınardan akmaya başlar.
Bir annenin, bir babanın, en büyük hediyesi doğduğu andan itibaren biricik evladıdır. Evlat candır ve her ne badireler atlatmışsanız da evlat, sizin en değerli parçanızdır. Hayatta en büyük hazinenizin tekrardan farkına varın. Ona gerçekten koşulsuz karşılıksız her an her gün ” Seni çok seviyorum ” deyin. Belki onun sizden tek duymak istediği, sadece bu üç kelimedir. Sevgiyle Serkan Sorguç ŞifaChi
Kanatlarını tanı…
Kanat vardır, doğanı padişaha götürür.
Kanat vardır, kuzgunu leşe götürür…
Her insan kendi özgür iradesi ile aldığı seçimlerini yaşar ve bu seçimler sonucunda yaşadıklarıyla ruhunu ya yüceltir ya da yerle bir eder. Kimi zaman bu tecrübe başarı olur kimi zaman da hata.
İnişli çıkışlı ilerlemiş olduğunuz hayat yolculuğunuzda her defasında en çok kendi kendinize konuşmuş, en ağır eleştirileri kendinize yapmış, en büyük cezaları kendinize vermiş olabilirsiniz. Tüm bunları yaptığınızdan eminim. Hala ayakta, hala güçlü iseniz bu sizin güzel ruhunuz ile her ne yaşadıysanız yaşayın bir şekilde düze, dengeye ve sakinliğe çıkmayı başardınız yada çok yakınsınız. Bütün derdinizi sıkıntınızı hep kendiniz halletmeye çalıştınız. Bazen oldu bazen olmadı ama genelde kimseye yük olmadınız yada olmamaya çalıştınız.
Bütün bunları yaşarken az birşey enerjiniz yükseldiğinde, etrafınıza farkında olmadan, yazın mangal yaparken yaktığınız gece lambası gibi ışık saçmaya başlarsınız. Bu ışığı gören tüm uçanlar nasıl gelmeye başlarsa, kendi derdinden kolay yolla kurtulmaya çalışan, emek harcamak yerine yükünü hemen üzerinize atıp rahatlamaya çalışan tüm insanları kendinize çekmeye başlarsınız. Hele ki seninle konuştuktan sonra çok hafifliyorum, rahatlıyorum gibi söylenen sözler bunun en güzel göstergesidir.
Siz bu işi profesyonel yapan enerji terapisti olmadığınızdan farkında olmadan o enerjinize ve ışığınıza atılan enerji kancalarından kurtulamazsınız. Bu olay, lisede üstten iki muslukla havuza su doldururken aşağıdan su boşaltan su musluğunu anlatan havuz problemine benzer. Havuzunuzun altında musluk açılmasına izin verirsiniz. Devamlı enerji hattınızdan sızıntılar başlar. Dengede kalamazsınız bir gün iyi iken diğer gün sinirli üzgün veya yorgun hissedersiniz.
Dostluk, arkadaşlık çok güzel şeydir ama sakın kimse ile çok fazla empati yapmayın. Kendi derdiniz gibi içselleştirmeyin. Hele benim evlatlarımın, eşimin, ailemin başına gelseydi diye senaryo oluşturmayın. Bunları yaparak, o frekansa gereğinden fazla enerji koridorunuzu açarsanız. O kişinin kendi üzerindeki karmayı bir anda üzerinize çekebilirsiniz. Bunu farkedene kadar da çok vakit kaybedebilirsiniz
Karmanın bir anlamda Türkçesi kul hakkı demektir. Bir kaç çeşit karma vardır. Atalardan ve geçmişten gelen karmalar vardır bir de kişinin kendi tercihleri ile yaratmış olduğu karmalar vardır. Karma konusu çok detaylı ve hassas bir konudur. Kısaca anlatmak zordur ancak fazla empati yapmak derdi olan kişinin karma akışında izlediği yolu bir anda değiştirebilir ve o akışı üzerinize yönlendirebilir.
Başkaları için empati yapmadan önce kendi kalbinizde, kendinizle ilgili öz eleştiri yapın hayatınızda neredesiniz, bu olanların kaçını ne kadar yaşadınız? Yaşamamak için ne önlemler aldınız? Nelerden fedakarlık yaptınız veya nelerden feragat ettiniz?
Herkesin keyfi yerindeyken, davetlerdeyken siz çalışmak zorunda kaldınız ise veya kedinize kısa bir süre vakit ayırmak için çocuğunuzu emanet edeceğiniz hiç yer yok ise, evliliğin ilk zamanlarında sanki kendine ister gibi ‘eee ne zaman çocuk yapıyorsunuz? Doğur ben bakarım derken, çocuk olunca bir anda görüşmekten kaçan insanların yanı sıra, kimseden de teklif gelmiyor ise hayatın gerçeklerine hoş geldiniz demektir. Ama bunların hepsi sizin tercihiniz sizin seçiminizdir.
Siz, önce nereden nereye geldiğinizi iyi değerlendirin. Sonra size atılmaya çalışan enerji kancalarının farkına varın. Kesinlikle yardım edin ama sorunu veya olayı sakın kendi derdinizmiş gibi içselleştirmeyin.
Herkes kendi kanatları ile uçar ve herkes ayrı yüksekliğe çıkar. Kimi uçarken yükselmek için kendini hafifletir daha çok emek harcar, çalışır, sebat eder ve yükselir, kimi de yüklerle alçak uçmayı daha az risk almayı veya kolayı tercih eder. Kanadınızı kullanmak güçlü çırpmak sadece sizin elinizde ve ilahi aşkın merkezi kalbinizdedir. Lütfen artık kalbinizin sesine kulak verin. Yarım bıraktığınız tüm çocukluk ve gençlik hayallerini hatırlamaya ve gerçekleştirmeye gayret edin. Sizi ileri taşıyacak ayaklarınıza ” akılsız başın cezasını ayaklar çeker” diye ceza vermeyin. Sizi bir yerden bir yere götürecek ayaklarınıza özen gösterin. Sevdiğiniz bir şeye sımsıkı tutunmanızı sağlayan parmaklarınızın ellerinizin kollarınızın kıymetini bilin. Dünyanın en mükemmel mekanizması olan bedeninize ve onla bütünleşen ruhunuza değer verin. Huzuru, mutluluğu, aşkı barışı ve bereketi her gün kendinize çağırın. Size Yaradandan gelen herşeye şükrendin. Her sabah aynada gözbebeklerinizin içine bakın ve bir kere bile olsa o gözlere “Ben Yaradanın arzuladığı saf ve temiz ışığım. Ben çok değerliyim ve İyi ki varım. Sahip olduğum ve sahip olacağım herşey için Yaradanıma şükürler olsun. Hamd olsun” deyin. Çünkü gerçekten çok değerlisiniz. Sevgiyle Serkan Sorguç ŞifaChi – sifachi.com
