Serkan Sorguç

Size Özel Seanslarla Kendinizi Keşfedin…


Yorum bırakın

Şifalı Taşlar 7- Aragonit

aragonitBilimsel araştırmalara göre Aragonit’in 2.7 milyar yaşında bilge bir taş olduğu ortaya çıkmıştır. Çok uzun bir zamandır dünyada bulunduğundan şifa gücü ve özellikleri çok fazla olan biri taştır. Pembe, sarı, portakal ve kahve renklerinden bulunur. Genelde kristal haldedir.

Aragonit duygusal bedenin dengelenmesi ve şifalanması için güçlü bir yardımcıdır. Geçmişte duygusal izlerle ilgili gerilimlerde ve yorucu olaylarda dinginliğinizi korumanıza destek olur.  Aragonit ile meditasyon yaparak bu yaşamınızda unuttuğunuz olayları ve geçmiş yaşam deneyimlerinizi görerek farkındalığınızı arttırabilirsiniz. Eski acıların deneyimleri canlanırken bazı hatıralar yeniden oluşabilir. Ancak bu tür birikimler vücuttan ve bilinçaltından temizlendiğinde, Aragonit, ruhun gelişimi için faydalı bilgileri kurtararak, kişinin ruhsal tarihinin arşivini gezebileceği keşfi, gerçek bir maceraya dönüştürür. Taşıyan kişinin enerji alanı ile negatif enerji gönderen başka birinin enerji  alanı arasında tampon görevi görerek taşıyanı korur.

60 a yakın rahatsızlığı kolaylıkla şifalandırdığı söylenmektedir.

Bütün burçlarla uyumlu bir taştır. Özellikle Başak, Kova, Arslan ve Oğlak burçlarına daha çok yarar sağlar.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Şifalı Taşlar 6- Ay Taşı

aytasıRomalılar Ay’ın ışınlarının taşa dönmesi ile bu taşın var olduğuna inanmışlardır. Yine Romalılar ve Yunanlılar Ay Tanrılarını bu taş ile özdeşleştirmişlerdir. Ay taşı sihir ve mistik öğretiler ile insanlık tarihi boyunca çok fazla bağdaştırılmıştır.

Ayla ilişkisi olduğuna, aydan yansıyan ışığın, ay taşının ışığı olduğuna inanılmıştır. Eski zamanlarda, yolculuklarda koruma sağladığına inanılmıştır. Rivayetlere göre Ay taşını tılsım olarak taşıyan kişiyi şöhretli ve görünmez yaptığı söylenmektedir. Bilinçaltını uyardığı bilinmektedir. Rengi yavruağzı, sütbeyaz, mavimsi beyaz, bazen kahverengi, yeşil, sarı, pembe ve gridir.

Duygusal dengeleyici vasıflara sahiptir. Bu taş hakkında en çok rivayeti ortaya çıkartan yerlerden biri de Hindistan’dır. Hindistan da kutsal bir taş olarak kabul gören Ay taşının sevgilileri daha ihtiraslı yaptığı da söylenir. Ay taşı, kadınlar tarafından kısırlığa iyi geldiği ve üreme organlarının sorunlarını çözmesi ve de kolay doğum yapmaya yaradığı için taşınır. Kişilerdeki egoizmi giderdiği ve fazla yemek yeme dürtülerini ortadan kaldırdığı tokluk hissi verdiği de bilinir.

Aşk ile alakalı konularda, ay taşının kısmet açtığına, taşıyan kişiye karşı mıknatıs gibi çektiğine inanılır. Şans getirmesi, yeni Okumaya devam et


Yorum bırakın

Şifalı Taşlar 5- Yeşim Taşı

yeşim taşıÇin’in sahip olduğu yeşim taşı kültürü, 7 bin yıl, hatta daha uzun bir geçmişe dayanıyor. Çinlilerin yeşim taşı sevdası, gizemli bir renk taşır, çünkü Çinliler yeşim taşını gökyüzünün ve yerkürenin özlerini içeren ve insan ile tanrılar arasında köprü rolü oynayan bir aracı olarak görür.

Efsaneye göre büyük Çin Ejderinin yeryüzüne boşalttığı tohumların donmuş hali Yeşim taşınu oluşturmuştur. Günümüzde bile Çinli işadamları ellerinde Yeşimden tılsımlar taşırlar, bir işe başlamadan önce onu tutar, okşar ve ondan güç alırlar.

Başlıca Kova , Yengeç, Terazi, İkizler ve Boğa burcunda olanlara çok fayda sağlar

Ruhsal gerginlikleri giderir, rahatlatır, dinlendirir. Fiziksel bedenle ruh, duygularla düşünceler arasında dengeyi sağlar. Kişiyi duyguların tutsaklığından kurtararak görüşünü netleştirir. Aşırıya kaçan duygusallıkları

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Şifalı Taşlar 4 – Hematit Taşı

hematitHematit taşı demir gibi görünür, ancak düştüğünde kolayca kırılabilen bir taştır. Demirin başlıca kaynaklarından biridir. Narin bir kristal çeşididir. Demir mineralinin başlıca kaynaklarından biridir. taşı olarakta bilinen hematitin en yaygın rengi kırmızıdır-kahverengidir. Ayrıca siyahtan griye, sarıdan kahverengine kadar içerdiği diğer kayaçlardan ötürü farklı renkler de bulunur. Pigment olarakta kullanılan hematit, çelik üretiminde kullanılan temel mineraldir.

Kan dolaşımı üzerinde pozitif etkisi vardır. Dalağın doğru çalışmasını sağlar. Enerji ve canlılık verir, stresi azaltıcı etkisi vardır. Çekim gücü fazla olduğundan, kişisel çekim, neşe, cesaret ve istek verir.

Özellikle karar verme güçlüklerine birebirdir. Hafızayı kuvvetlendirir. Mafsal romatizmalarına karşı etkili olduğu söylenir.

Zihni berrak hale getirir, akıl ve zeka kıvraklığı sağlar.

Eski çağlarda tılsım olarak kullanılan taşların başında gelir, ancak modern çağda da insanlar bu taşın bel soğukluğuna iyi geldiği inancındadırlar.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Üç Barış — Kızıldereli Atasözü

kızıldereliÜç barış vardır: Birinci barış, en önemli barıştır. İnsan ruhundadır o. İnsan, kainatla ve kainatın bütün güçleri ile olan ilişkisini, beraberliğini farkettiğinde, kainatın merkezinde Büyük Ruh’un durduğunu ve bu merkezin her yerde, her birimizin içinde olduğunu farkettiğinde birinci barış sağlanmıştır. Bu gerçek barıştır, diğerleri sadece bunun akisleridir. İkinci barış iki fert arasında olan barıştır. Üçüncü barış ise iki millet arasında yapılır. Fakat hepsinden önce, anlamalısınız ki ‘gerçek barış’ dediğim birinci barış, insanın ruhundaki barış yoksa ne fertler ne de milletler arasında barış olabilir.
kızıldereli Atasözü….


Yorum bırakın

Şifalı Taşlar 4- Sitrin Taşı

sitrinSitrin taşı antik çağlardan beri kötü düşüncelerin bu taşı taşıyan kişiye zarar vermesini engellemesi ve özellikle yılan zehrine karşı koruyucu şifalı bir taş olarak kullanılmıştır. Renk özelliği olarak sarı renkten açık kahveye doğru giden farklı bir renk çeşitliliğine sahiptir. Bir başka değişle, sarı hakimiyetinin yanı sıra turuncu, kırmızımsı ve kahverengimsi gibi renklerde bulunur.

Hindu felsefesine göre Sitrin taşının, yaralanmalardan ve saldırılardan insanı koruduğuna inanılır, dolayısı ile eski çağlardan beri tehlikeli işlerde, kesici aletlerle çalışan insanların bu taşı yanlarından ayırmamaya özen gösterilmişlerdir.

Sitrin birçok hastalığın iyileştirilmesinde kullanılmaktadır. Böbrek, kolon, ciğerler, hazım organları ve kalp için yararlıdır. Tedavi edici enerjinin meydana çıkmasını sağlar. Kendine güveni güçlendirir, insanın kendine zarar verici eğilimlerini yok eder. Sitrin masaj yağlarını etkinleştirmek için de kullanılır. Bu taş yağa enerji vererek, dolaşımı hızlandırır ve deriye daha iyi nüfuz etmesini sağlar. Sitrini ucu aşağı gelecek şekilde boynunuzda taşımanız gerekmektedir. Bu size güven ve evrensel güç sağlar. Bir diğer adı da Tüccar Taşı olan Sitrini, bazı inanan kişiler kasalarına koyarlar. Bunun nedeni onların parasal güçlerini arttırdıklarına inancıdır. Koç, ikizler, arslan, başak, terazi ve akrep burcundakiler için daha çok fayda sağlar.  Özellikle başak ve arslan burcundakiler Okumaya devam et


Yorum bırakın

Şifalı Taşlar 3 – Akuamarin Taşı

akuamarinAkuamarin,

Aynı zamanda sakin taşı, kahin taşı, cesaret taşı, akvamarin olarak da adlandırılır.

Deniz renginde, açık gök mavisi rengindedir. Her ne kadar sakinlik taşı olarak anlatılsa da takan kişiye özellikle korkularına karşı cesaret verdiği bilinmektedir.

Efsaneye göre, okyanusun derinliklerinde, denizkızlarına ait bir sandığın bulunmasından sonra ilk defa böyle bir taş görülmüştür. Bu sebeple korsanlar ve denizliler için çok önemli bir taştır. Akuamarin taşı, eski zamanlarda, özellikle deniz yolculuklarında kazalardan belalardan koruduğu, taşıyana doğaüstü güçler verdiği  ve zorluklara karşı mücadele gücü verdiğine inanıldığı için sıklıkla kullanılırdı.

Hatta öyle ki denizcilerin büyük bir çoğunda akuamarin taşı bulunan bir aksesuar olmadan denize çıkmadıkları söylenmektedir.

Akciğerlere ve solunum yollarına iyi gelir. Yaratıcılık gerektiren işlerle uğraşıldığında ilham verir.

Son dönemlerde hafızayı güçlendirdiği iddia edilmektedir.

Beden ve zihin ilişkisini güçlendirerek, sezgileri kuvvetlendirir.

Bereket ve uğur taşıdır.

Sindirim siteminin sağlıklı çalışmasını destekler.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

6+1=? Ne anlama gelir?

yedi7 sayısı size ne ifade ediyor. Durun bir düşünün hayatınızda etrafınızda 7 sayısı nerelerde geçmektedir?

Bir çok yerde değil mi? Bazıları 7 sayısının uğuruna inanmaktadır? Sizin için uğurlu ve sıcak bir sayı mıdır?

İsterseniz bir bakalım hayatımızda yada tarih boyunca 7 sayıları nerelerde bulumaktadır?

Dünyada medeniyetlerin kurulması ile başlayan ve sonraları paganizmde kullanılan 7 sayısına , Romalılarda sahip çıkmışlardır.  Paganizmde 7 sayısı mükemmelliği, tamamlanmış olmayı ve Tanrıyı temsil etmektedir. 6 katman ve onların üstünde yer alan Tanrı katı bizi 7 sayısına ulaştırır. Urfa’da bulunan ve şu an dünyanın en önemli arkeolojik kazılarından biri olan Göbekli Tepe’de bundan tam 12bin yıl öncesine ait bir tapınağın izlerine rastlanmıştır. Bu tapınak kazıları insanlık tarihinin şimdiye kadar bilinen bir çok kavramını değiştirebilecek güçtedir. Şöyle ki, Göbekli Tepe’de bulunan tapınağın, İngiltere Stonehenge taşlarından 7000 yıl, Mezopotamya’daki bilinen ilk şehirden 5500 yıl daha yaşlı olduğu tahmin edilmektedir.

Göbekli tepede bulunan bir lahitte 6 katman ve üzerinde ilk Tanrı figürü olduğu tahmin edilen 7 taş bulunmaktadır. Pagan tapınaklarında da, yapılan eserler 6 güçlü sütunun üzerine oturmuş ve onların biraz daha ilerisinden 7. Sütun her zaman Tanrıyı sembolize ederek yapılmıştır.

Tarihte ve günümüzde kullanılan 7 sayısının bazıları:

Atmosfer 7 katmandır,

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Öfkelenince Neden Bağırırız

aşkHintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş.

Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak
ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş.

Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”

“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”

Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.


Yorum bırakın

Enerji Vampirleri

enerji çekenlerBenim de eanslarımda karşıma çıkan önemli bir konu Enerji Çeken diğer İnsanlar ….
ENERJİ VAMPİRLERİ
İnsanlarla ilişki kurmaya başladığımız anda birbirimizle eneri bağları oluştururuz. Bu görünmez bağlara, ben kanca adını veriyorum. Ve kancalar yoluyla birbirimizden beslenmeye başlarız.
Bizler sadece fiziksel bedenlerimizden ibaret değiliz. Vücudumuzun etrafında bir de enerji alanı vardır. Burası tıpkı ikinci bir beden gibi, etrafımızı sarar ve bize yaşam sevinci verir. Enerji alanını, fiziksel bedenimizi saran bir balona da benzetebiliriz. Bu alanda bulunan enerji, kişiye özgüdür. Herkesinki farklıdır, çünkü kişinin duygu ve düşünceleri, korkuları, endişeleri önyargıları, ya da yaşam şekli ile biçimlenmeye başlar.
İki insanın ilişki kurmaya başlamasından itibaren enerji alanları arasında gözle görünmeyen bir bağ oluşur. Örneğin, bir aşk ilişkisi yaşamaya başlayan kadın ve erkek arasındaki enerji balonları, görünmeyen kancalarla birbirine bağlanır. İşte o dakikadan itibaren, artık iki kişinin duyguları, düşünceleri, korkuları birbirine akmaya başlar.

Kancalar, en kolay seks ilişkisinde oluşur.
İki kişi bedenlerini birbirine açtığı andan itibaren, duygusal yapıları birbirlerine akmaya başlar. Çünkü o enerji alanları, korkular, endişeler, hatta yaşam dersleri ve bilinçaltı kalıplarının verdiği huzursuzluklardan oluşmaktadır. Aynı şekilde, olumlu duygular, sevinç ve yaşam enerjisi de birbirine karışmaya başlar. Çok uzun birliktelik yaşayan çiftlerin, zaman içinde birbirlerine benzerlik göstermeye başlamaları dikkatinizi çekmiştir. İşte sırf bu yüzden, vücudumuzu kime açtığımız konusunda çok dikkatli olmalıyız.
İki kişi birbiriyle ilişkiye girdiği andan itibaren, enerji alışverişi başlar. Birbirlerine akıttıkları sevgi de bu kancalar yoluyla iletilir. Birbirine sevgi ve olumlu duygular hissettiren kişiler, karşısındakinin enerji alanını besler ve zenginleştirir. Ona ne kadar değerli olduğunu hissettirir. Böylece kök korkularımızdan biri olan başkaları tarafından onaylanma ihtiyacımız, değersizlik duygumuz yok olur Okumaya devam et