Uzun zamandır birlikte olduğunuz, iyi veya kötü birçok şeyi birlikte paylaştığınız, dostunuz, sevgiliniz, aşkınız veya eşiniz artık sizi anlamıyor mu?
En son ne zaman sadece sevgilinizin hoşuna gittiği için, size gereksiz gelse de sadece o istiyor diye, yanında olmak için, o anı paylaşmak için, eskiden severek yaptığınız şeyleri, aynı içtenlikle yaptığınızı hatırlıyor musunuz? Uzun zaman oldu değil mi?
Başınızı onun göğsüne huzurla koyarak film seyrettiğinizi… Sahilde temiz hava alarak el ele yürüdüğünüzü… O gelmeden hazırladığınız o güzel sofrayı…
Çaktırmadan aldığınız tatil biletini ve onun heyecandan ve mutluluktan yüzünde oluşan gülümsemeyi…. En son ne zaman gördünüz? Hatırlıyor musunuz?
Mitolojik zamanda insanoğlu zaman içinde çok güçlenmeye başlamış. O kadar güçlenmişler ki her istediklerini elde etmeye başlamışlar. Kötü niyetli olan insanlar ve kıskanç insanlar, ellerindeki gücü kullanarak, kendinde olmayan ve başkalarının elindekilerini de istemeye başlamışlar. Bu durum kısa sürede insanlar arasında büyük bir kaos başlatmış.
Zeus olayların büyümesi üzerine tanrılar heyetini toplamış ve insanların her şeyi yapabilme gücünü, insanlar ve tanrılar arasında çok eskiden yapılmış anlaşmaları bozmadan, nasıl gizleyebileceklerini tartışmışlar. Poseidon, bu gücü denizin derinliklerine saklayalım demiş. Diğerleri, insanlar çok zeki zaman içinde bir denizaltı yaparlar ve sırları ele geçirirler, diye itiraz etmişler. Apollo, o zaman uzayda bir yere saklayalım demiş, yine diğerleri, insanlar uzay gemisi yapar araştırmaları sırasında her şeyi yapabilme gücünü bulabilirler demişler. Zeka, sanat, strateji, ilham ve barış tanrıçası olan ve kurnazlığı ile bilinen Athena, o zaman bu gücü insanların hiç bakmayacakları bir yere saklayalım demiş. Zeus hemen sormuş, “Athena neresidir bu insanların hiç bakmayı akıl etmeyecekleri yer ?”
Eskiden çilingirler maymuncuk adında bir alet kullanarak bir çok kapıyı açarlardı. Acaba mutlu olabilmek sağlıklı ve neşeli olabilmek huzurlu ve şanslı olabilmek için de, bütün bu kapıları açan tek bir anahtar var mı?
Varsa nerede? Nasıl ulaşabilirim? Bir anahtar her şeyi açar mı?
Hangi dine inanırsanız inanın her insan, Tanrının güzel bir parçasıdır. Güzel bir ışıktır. Bu muhteşem ışığı gölgeleyen ve bu ışığı yaşamanızı engelleyen birkaç faktör vardır. Bunların bir tanesi karmalardır. Atalarınızdan veya geçmiş hayatlarınızdan size gelmiş olan karmaların hepsi hayrınıza değildir. Bir kısmında sizin hayrınıza olmayan bilgiler, öğretiler, enerjiler ve yetenekler vardır. Hayrınıza olmayan karmalar sizin ışığınızı bloke eder. Bir de tanıdığınız veya tanımadığınız bir kişiden masumane bile olsa, bilerek veya bilmeyerek size gönderilmiş nazar enerjisi, kem göz, ve en önemlisi şuna bak çok güzel /yakışıklı, her istediğini elde edebiliyor, kimse onun kararlarına karışmıyor, spor yapmaya bile vakit buluyor, iyi de bir işi var, bir eli yağda bir eli balda, “Keşke Ben Onun Yerinde olabilseydim” sözü de size blokajı yapıştırır.
Birden bire kendinizi ağırlaşmış, hareket kabiliyeti azaltılmış, gergin yorgun hissedersiniz. Bu toplantıya gidene kadar yada şuraya gelene kadar gayet iyiydim birden bire nereden çıktı bu baş ağrısı, bu mutsuzluk hissi, bu telaş dersiniz.
3. çakra olan solar pleksüs çakrası çok önemlidir. Eğer bu çakra güçlü ve dengede değil ise, sizi bloke eden tüm enerjilerin giriş kapısı oluverir. Bu negatif enerjilerin ilk işi bir iki ay içinde aşağıda bulunan sakral çakrayı bloke etmektir. Sakral çakra, cinsel enerjinin, paranın, işin kariyerin kız arkadaş/erkek arkadaşın karı/kocanın bolluk ve bereketin, yaratıcılığın ve üretkenliğin olduğu çakradır.
Burası bloke olduğu anda ilişkilerinizde sıkıntı yaşamaya, kendinizden keyif almamaya başlarsınız, para geldiği gibi gidivermeye ve elinizde durmamaya başlar yorgunluk, halsizlik başlar. Cinsel enerji arka plana atılır ve yaptığınız işlerden ya da hobilerden keyif alamamaya başlarsınız. Okumaya devam et →
Güzel bir yaz günü deniz kenarında olduğunuzu hayal edin. Bütün bir yılın yorgunluğu denize ayaklarınızı soktuğunuz andan itibaren uçup gitmeye başlar. Denizin iyot kokusunu içinize çektiğinizde bir ohhh dersiniz. Sanki burnunuz açılmış daha fazla oksijen vücudunuzda dolaşmaya başlamıştır.
O denizden hiç çıkmak istemezsiniz. Keşke her gün hava sıcak olsa ve her gün bu keyfi alma imkanım olsa diye aklınızdan geçirirsiniz. Yaşamanın keyfine varırsınız ve kendinizi yeniden keşfedersiniz. Birden, sırtınızdaki yüklerden kurtulduğunuzu ve gençleştiğinizi hissedersiniz. Çocuklar gibi denizin içinde su ile dans edersiniz.
Sizce bu rahatlamanın arkasında neyin etkisi var? Hiç düşündünüz mü?
İnsan vücudunun yaklaşık yüzde yetmişini oluşturan suyun mucizevi bir arındırma gücü vardır.
Özellikle tuzlu su insanı negatif enerjilerden temizler, rahatlatır, yükleri hafifletir. Tuzlu su aslında çok eski zamanlardan beri arındırma, şifalandırma, temizleme ve enerjisel akışı sağlama aracı olarak kullanılmıştır. Hristiyanlıkta Vaftiz töreninin ana amacı da yeniden doğma ve ruhu ve bedeni arındırmaktır. Vaftiz olunan kişi suyun altına batırılıp çıkarılır, böylece arınmış olarak yeniden doğar.
Ruh ve beden bir bütündür. İnsanın ruhuna iyi gelen bir şey bedenine de iyi gelir. Tam tersi de doğrudur. İnsanın bedene iyi gelen her şey Okumaya devam et →
İş, güç koşuşturmaca, yaşam telaşı, bir şeyleri yetiştirme telaşı, tamamlanması gereken raporlar, toplantı öncesi unutulmaması gerekenler, misafir gelmeden bitirilmesi gereken hazırlıklar…..
Farkında mısınız, devamlı bir şeyleri yetiştirebilme bir şeylere yetebilme koşuşturmacası içindesiniz.
Sağlığınız enerjiniz yerinde iken, yaşınız daha gençken, bu koşuşturmaca, bu telaş, bu stres hep normal gelir insana. Vakit geçtikçe yavaş yavaş bazı şeylerin farkına varmaya başlarsınız.
Hayatınız bir kum saati eşliğinde hızla akıp gitmektedir. Bu akış öyle hızlıdır ki mezuniyetiniz, işe ilk başladığınız gün, sevgilinizle ilk tanıştığınız an, birlikte yaptığınız adadaki o ilk tatil, çocuğunuza hamile olduğunuzu öğrendiğiniz an, sanki birkaç gün önceymiş gibi gelir size.
Bir sabah aynaya baktığınızda eskiden bir tane olan beyaz saç telinin, gizliden gizliye çoğalarak her yere yayıldığını fark edersiniz. Nüfus cüzdanınız eskimektedir. Nüfus kağıdındaki resim sizin kardeşiniz veya çocuğunuz gibi kalmıştır artık.
Ne zaman başınız sıkışsa, ne zaman ihtiyacınız olsa, ne zaman güveneceğiniz birinin yanınızda olması gerekse, her zaman yanınızda olan size varlığı ile destek veren anne ve babanızın artık bu dünyadan ayrılma hazırlıkları yapmaya başladığının farkına varırsınız. Belki de bir süre önce size veda edip cennetin en güzel köşesine doğru, nurlar içinde bir yolculuğa çoktan çıkmışlardır bile.
O an, kum saatiniz ile konuşmaya başlarsınız, “canım saatim, şimdiye kadar benim hayatım, istediğim yere gelebilmek için, hayallerimi gerçekleştirmek için o güzel anları yaşayabilmek için, hazırlık yapmakla geçti. Lütfen biraz yavaş ak …”
İlişki yaşadığınız insana ilk zamanlar toleransınız çok fazladır. Zamanla, nasıl olsa tüm huylarını öğreneceğim dersiniz. Aradan bir süre geçer, “bu insanın da karakteri bu herhalde” dersiniz.
Kendinize en uygun hale getirmek, beğenmediğiniz yanlarını sizin tercihlerinize göre uyumlamak için çaba harcarsınız. Onun tüm hatalarını, sinirlenseniz de kırılsanız da sineye çekmeye başlarsınız. Ne de olsa zaman ilerlemektedir. Bunca zaman içinde bu ilişkiye harcadığınız onca emek ve fedakârlık sizi hep düşündürmeye başlamıştır.
Bütün bu düşünceler, kafa karışıklıkları ve kararsızlıklar içinde, karşınızdakine verdiğiniz şansların sayısı arttıkça, sabrınız ve toleransınız azalmaya başlar. Eskiden sizin için önemsiz olan konular birden önemli olur, kıskançlık başlar. Bütün işi gücü bırakır, telefonunda, bilgisayarında Okumaya devam et →
Hint felsefesinden, eski çağlardan gelen bu mantra, şifa enerjisini aktive eden en güçlü mantralardan biridir. Zihni boşaltarak ruhumuzun ve enerjimizin en yüksek, en güçlü anı olan ve etrafımızda sıkça duyduğumuz fakat anlamını tam olarak kestiremediğimiz “Anda Kalma” anına kapı açar.
Sanskritçede Ra: Güneş , Ma: Ay, Da: Dünya, Sa: Sonsuzluk, Say: Bütünlük içindeki sonsuzluk So Hung: Ben O’yum anlamı taşımaktadır.
Bu mantra: Ben Güneşim, Ayım, Ben Dünyayım, Ben Sonsuzluğum. Ben Sonsuzluk Bütünlüğünün Parçasıyım. Ben Sonsuzluk Bütünlüğünü Yaratanın Parçasıyım… demektir.